26 Şubat 2011 Cumartesi

Gecenin tahminleri ( 26 Şubat '11 )


NCAAB :

  • Texas kazanır
  • Illinois kazanır

NBA :

  • Jazz kazanır ( Güven : 8.5/10 )
  • Jazz -4.5 ( Güven : 7/10 )
  • Blake Griffin 37 sayı + ribaund altı ( Güven : 7/10 )

John Kuester'dü




Bir önceki postta Pistons'taki isyandan söz etmiştim. Bunun hemen peşisıra Kuester Sixers maçı öncesi duruma ilişkin kalan sağlar bizimdir ayarında bir açıklama yaptı. Durumu '' O zaman biz de var olanlarla ilgileniriz '' diyerek geçiştiren teknik adam idmana gelmeyen 6 oyuncuyu bench'e mahkum etti ve hiç süre vermedi. Pistons Sixers maçını yalnızca 6 kişilik bir rotasyonla sürdürdü ve haliyle ağır bir mağlubiyet aldılar play-off kovalayan Sixers'dan.

Videoda ise , Kuester'in ikinci çeyreğin sonlarına doğru oyundan ihraç ediliği anı görüyorsunuz. Benchte bulunan Pistonlar da Kuester soyunma odasına doğru giderken kıkır kıkır gülmekteler. NBA'de uzun zamandır böylesine ayyuka çıkan topyekün bir takım içi sürtüşme görmemiştim.

Hamilton mevzusu ise hala muamma. Takımda da yönetimde de iş yok ancak bana sorarsanız temel problem Kuester'in ta kendisi. En azından Hamilton mevzusunda ne yapmaya çalıştığını aradan geçip gitmekte olan koskoca bir sezona rağmen hala anlayabilen yok. Hamilton'un '' Hazırım , sağlıklıyım , kimseyle hiç bir problemim yok , parkeye çıkıp işimi en iyi şekilde yapmak istiyorum ama bana niye böyle davranıyorlar anlayamıyorum '' dediği demeçler hala kulaklarımda çınlıyor.

Pistons yönetiminin duruma el koyarak faturayı birilerine keseceği aşikar. Artık kelimenin tam anlamıyla bıçak kemiğe dayanmış durumda. Takas mevsimi de sona erdiğine göre , bu fatura yüksek ihtimal Kuester'a kesilecek.

Pistons adına en çok üzüldüğüm şey ise , arka alan oyuncularının her birinin başka bir takımda önemli sorumluluklar alıp daha iyi kariyer ortalamalarına ulaşabilecek , bireysel performansıyla idealleri olan takımlara faydalı olabilecek isimler olmaları. Örneğin Tayshaun Prince , Mavericks'in savunma derinliği ihtiyacına cuk oturabilirdi. Villenueva bugün eski takımı Bucks'ta parlak günler geçirebilirdi , Gordon'un herhangi bir takıma Nick Young'ın Wizards'a yaptığı katkıyı yapabilmesi adına hiç bir eksiği yok , Hamilton yılan hikayesine dönen takasla Nets'e gitse 20 civarı sayı ortalaması yakalayabilecek düzeyde hala ...

Neyse , umarım trajikomiğe varan bu trajedi daha fazla uzamaz.

25 Şubat 2011 Cuma

Pistons gol gol gol ( Kuester go go go )


Son 20 yılın belki de en kötü günlerini yaşayan Pistons Coach Kuester'in ipini çekiyor. Kaynaklara göre Pistons yönetimi önümüzdeki hafta Kuester'e kapıyı gösterecek. Oyuncuların son idmana çıkmayarak Kuester'i protesto ettiği söylentileri var. Birazdan oynanacak Sixers maçından önceki son idmana Tracy McGrady , Tayshaun Prince , Richard Hamilton ve Chris Wilcox katılmamış.

Takım sözcüsü Cletus Lewis , T-Mac'in baş ağrıları sebebiyle , Hamilton'un sakatlık sebebiyle , Wilcox ve Prince'in de takım otobüsünü kaçırmaları sebebiyle idmana katılamadıklarını söyledi. Aynı şekilde Austin Daye ve Rodney Stuckey de otobüsü kaçırmışmış. Ben Wallace da ailevi sebepler sebebiyle takımla birlikte değil. Kuester'e göre ise takımda herkes maç için hazır ve herhangi bir problem yok.

İğrenç bir espriyle dile getireyim de ağlanacak hale gülelim ; buna kadir bile inanmaz.

Takım otobüsünü değil dört , aynı anda 2 oyuncunun kaçırması bile imkansıza yakın bir durum. Böyle bir şeyin olabilmesi için iki oyuncunun otelde bir şeyler karıştırıyor olması gerek. Burada T-Mac , Hamilton , Prince , Wilcox gibi tecrübeli isimlerden bahsediyoruz , komik bir ihtimal bence. Baya baya protesto etmişler , isyan bayrağını çekmişler işte. Son idmanı kaç kişiyle yaptılar merak ediyorum.

İyidir iyi , en ufak bir gelişme işareti yok. Değil bir takım ideallerin peşine gitmek , play-off umudu bile yok. Gelecek adına bir hamle , umut verici bir gelişme. Nanay...

Kuester gitsin , gitsin , gitsin ... Hatta yönetim de gitsin , takım da satılsın. Şu organizasyonun başına kafası çalışan , işin hakkını verebilecek birileri gelsin. Artık bir şeyler olsun yahu.

Gecenin tahminleri ( 25 Şubat '11 )

  • Knicks ML ( Güven : 8/10 ) L
  • Amare Stoudemire under 36 sayı + ribaund ( Güven : 7.5/10 ) L
  • Brook Lopez (NJ) under 26.5 sayı + ribaund ( Güven : 6.5/10 ) W
  • Blake Griffin (LAC) under 36 sayı + ribaund ( Güven : 7/10 ) W

Ufak oranları değerlendiren sistemler için Spurs ve Sixers ...

Wallpaper : Carmelo Anthony


Güzel olmuş. Poster gibi.
( Büyük versiyon için resmin üzerine tıklayın. )

Yanıbaşımızdaki huzur ; Abant



Meslek itibarıyle hayatım seyahat malumunuz. Bu bağlamda bir çok yeri '' iş gezisi '' vasıtasıyla gezip görüyorum. Bu da beni git gide bir seyahatsevere çeviriyor. Çok şükür , bugüne bugün konakladığım bir yeri her şeyiyle değerlendirip rapor yazabilecek kadar seyyah olmuşum , bunu farkettim.

Yurt içi seyahat listem var elimde. Allah nasip ederse her birini tek tek görüp gezmek istediğim ... Kapadokya , Pamukkale , Abant gibi klasiklerle birlikte henüz keşfedilmemiş cennet köşelerini de içeren sağlam bir liste... Fırsat buldukça mesleki imkanları da kullanarak gidip geziyorum.

Bu defa söz konusu mekan Milli parklarımızdan Abant'tı.

İstanbul'dan arabamla 2.5 saatlik rahat bir yolculuğun sonunda varabildim bu doğa harikasına. TEM'den Ankara istikametinde dümdüz gidiyorsunuz , ta ki Abant kavşağına kadar... Düz ve stabil bir yol , aracı kullanan siz de olsanız yormuyor. Kışın gidiyorsanız hava ve yol şartlarına dikkat etmeli , bunun haricinde hız yapan biriyseniz radar olayına dikkat etmek gerek. Bunlar dışında hayli rahat ulaşım sağlanabiliyor. Şayet vasıtayla gidiyorsanız da , abant kavşağına kadar sizi götürebilecek bir çok seyahat firmasını kullanabilir , kavşaktan Abant'a da ( yaklaşık 15 km.) seyrek geçen vasıtalar ya da taksi yoluyla gidebilirsiniz.

4 gün , 3 gecelik mini tatilimi aslında namını çok duyduğum Yeşil Ev - Masal Evleri'nde yapmayı planlıyordum. Abant kavşağından Abant'a doğru girdiğinizde 3.km'de yer alan bu konsept konaklama tesisi gerçekten ince düşünülmüş. Ağaçlarla çevrili dağın yolla birleştiği eteğine ahşaptan şirin şirin evler kurmuşlar ve her bir eve ayrı bir isim vermişler. Misafir kapasitesi az , kalite de hayli yüksek. Evlerin her biri kendine özgü bir sevimliliğe sahip. Her şeyden önemlisi tesis bütünüyle çok temiz. Gittiğim gün , Neşeli ismi verilen ev müsaitti. ( Bu arada gitmeyi planlıyorsanız çok önceden rezervasyon yaptırın , genelde dolu oluyor. Sonraki güne rezervasyon olması sebebiyle yalnızca bir gece kalabildim. ) Ahşap köy evi , ve gecelik konaklayacağınız bir yer için hayli geniş sayılır. İçeride her şey , gece lambasından tutun tepedeki avizeye kadar her şey ahşaptandı. Hatta direk odunla el işçiliğinden yapılmış eşyalar bile vardı. Şu kadar söyleyeyim , duşakabinin kenarlarını , lavaboyu bile tahtadan yapmışlar.Tam anlamıyla bir masal evi... Bir kış günü , ormandaki ayazın aksine içerisi hayli sıcaktı. Demem o ki ısıtma da gayet iyi. Odanız keyif çatmak isterseniz , bir çok kanal seçeneğiyle TV & Uydu ve yanınızda getirdiğiniz filmler için DVD player mevcut. Wireless internet bağlantısı da gayet iyiydi.

Sabah tertemiz havaya , ormanı kaplamış sise karşı uyanıp keskin oksijeni ciğerlerinize çekmek harika. Fazla gezip dolaşabileceğiniz bir yer yok. Yürüyüş parkuru , sportif alanlar gibi beklentileriniz varsa konaklama için Petro Club'ı deneyebilirsiniz. Dış mekan olarak gayet elverişli , ufak bir keşif de oraya yapmış bulundum ama konaklayacak kadar beğenmedim. Odalar ve evler basit ve kirliydi. Rutubet kokusu vazgeçmek için yeterli , öyle bir tesisin o kadar bakımsız olmasına üzülmedim desem yalan olur keza 110.000 m2'lik bir alandan söz ediyorum. Her neyse , masal evlerinde böyle bir imkan yok malesef. Evin önündeki sandalyeye uzanıp kitap okumak , müzik dinlemek ya da herşeyi bir kenara bırakıp sessizliği dinlemek ... Kulağa kısıtlı gibi de gelse tüm beklentinizi karşılamaya yetebiliyor. Gezi için zaten vasıtayla bi 11 km. daha gidip göl kenarını tercih etmek gerek.

Otelin restorantı gayet iyi. Menü zengin , personel ilgili ve güleryüzlü. Şöminenin başındaki masada atıştırmak hayli keyifliydi. Uzun zamandır yediğim en lezzetli piliç ızgarayı yedim sanırım. Zengin bir köy evini anımsatan restoranda çok fazla dekoratif aksesuar var , kalabalık gibi duruyor ama bir yandan da eksik hiç bir şey yokmuş hissi veriyor. Restoran hususunda eleştireceğim tek şey fiyatlar. Böyle bir mekan için oda kahvaltı fiyatının 75 TL'den ibaret olması harika , ama kahvaltı haricindeki öğünler için pamul elleri cebe atmak gerekiyor.




Kısa vadeli , kısa bir kafa dinlemece için Yeşil Ev - Masal evleri biçilmiş kaftan. Bu tip bir konseptten beklentinizi tümüyle karşılar diye düşünüyorum. Açıkçası burayı bir de baharda görmek isterim , ciddi ciddi de planlıyorum.

Sonraki iki günüm , gölün kıyısına kurulabilmiş yegane iki büyük otelden biri olan Taksim International'de geçti. Burası da beş yıldızlı otel sıfatının hakkını tümüyle veriyor diyebilirim. Göl manzaralı odayı ben daha sormadan tarafıma tahsis ettiler. Personel tümüyle güler yüzlü ve ilgiliydi. Açık büfe yemekleri tatlılar dışında beğendim. Otelin kendi içindeki sevimliliği ve imkanları da gayet iyi. Havuz - Sauna - Hamam üçlüsüne uğramadan çıkmayın. Bakmayın buraya masal evleri kadar değinmediğime ; beş yıldızlı bir otelin neler kapsadığını aşağı yukarı kestiriyorsunuzdur diye düşündüğüm için özet geçtim. Tek kelimeyle özetlemek gerekirse ; doyamadım. Burada fiyat , masal evlerinden biraz daha pahalı. Ancak yarım pansiyon olduğu ve havuz , sauna gibi imkanlardan ücretsiz olarak faydalanıldığı düşünüldüğünde otelin muadillerine kıyasla ekonomik olduğu söylenebilir.



***

Gittiğimde göl buz tutmuştu. Manzara harika. Karış karış gezesi geliyor insanın. Ama hava soğuk , ve baharda olduğu gibi dereye tepeye düşünmeden kahramanca tırmanmaya gelmiyor. Bu yüzden basit turlarla kısıtladık olayı. Burası , doğal güzelliğiyle '' Milli park '' sıfatını kesinlikle hakediyor. Bence bu mesafedeki bu cenneti , imkanı olan herkes 1-2 günlüğüne de olsa görmeli. Mutluluğu , huzuru çok da uzaklarda aramaya gerek yok.

Huzuru kaçıran tek şey , klasik '' kıymet bilmeme '' problemiydi. Göl ve çevresi Milli park kuralları gereği yerleşime kapalı ve devlet denetimi altında. Ancak bu vatandaşımızın ortalığı kirletmesine engel değil. Bu konuda sınır tanımıyoruz. İnsan sormadan edemiyor , '' Nasıl kıyıp da kirletebiliyoruz böyle bir yeri ? '' diye. Verilebilecek alternatif çok sayıda cevap vardır , ama bu konuda malesef devlet olarak da yeterli sorumluluğun alınmadığını gözlemledim. Gölün iskelesinde , odamızda ya da ofisimizde kullandığımız türde ufak tefek plastik çöp kutuları dışında hiç bir çöp haznesi yok. İnsanlar biraz da mecburiyetten atmışlar çöpleri. Buna kendim dahi bir çok yerde şahit olmuşumdur aslında. Bir çöpü yere atmamak için yüzlerce metre elimde taşıdığımı ve itiraf ediyorum nihayetinde '' öf be '' deyip yere attığımı biliyorum. Bu cennet parçasının muadili bir milli parkı , Saraybosna'da Ağustos ayında gezmiş , büyülenip kalmıştım. En az Abant kıyısı kadar güzeldi ancak yerlerde tek parça olsun ( abartmıyorum ) çöp yoktu. Keza belli aralıklarla sık olarak çöp kutuları yerleştirilmişti. Bakımı ve temizliği çok iyi yapılıyor olsa gerek , halk da hayli bilinçli gibi görünüyordu. Orada ekip arkadaşlarımla bunun muhabbetini yapmıştık , haksız değilmişim. Bizim Milli parkımızda da durum böyle işte.

Bahara doğru şöyle bir güzel elden geçirilip temizlenmeli ve kirletilmemesi adına önleyici tedbirler alınmalı. Buz tutmuş gölün yüzeyinde bir çok '' Ne alaka '' dediğim atık gördüm de , cam bardak nedir be kardeşim ? Avrupa ülkelerinde ve hatta Singapur'da ( ki pırıl pırıl bir yerdir.) sıradan bir caddeye bile ( af buyurun ) tükürmenin ya da sakız atmanın çok ağır cezaları varken ülkemizde Milli park sıfatı taşıyan bir yerde böylesine serbestliği kabullenemiyorum şahsen.

Bunun haricinde , İstanbul , Ankara ya da civardaysanız ve bir kaç günlük kafa dinleme fırsatı arıyorsanız , Abant ve çevresi mevsim gözetmeksizin beklentilerinize cevap verebilecek güzellikte. Tüm tesisler adına konuşamam ama Masal evleri ve Taksim International oteli fiyat-kalite dengesi itibarıyle hayli tatmin ediciydi. Buradan da tekrar şükranlarımı arz ederim her iki tesise de.

Klasik olacak ama ; gidin görün. Kesinlikle değer.

Celtics ne yapıyor ?


Bir önceki postta da belirttiğim üzere , Celtics dün Semih ve Harangody dışında , Nate Robinson ve Kendrick Perkins'i de takas yoluyla takımdan ayırdı.

Sezon başından beri şampiyonluk için favorim Celtics'ti. Her şeyden önce şampiyonluğun savunma ve istikrarla kazanıldığını düşünen biri olarak Celtics'in bu konuda mübalağasız ligin en iyisi olduğu su götürmez bir gerçek. Ancak bunun haricinde basketbol için çok önemli bir şeyi temin eden bir uzun rotasyonu vardı Celtics'in ; pota altı sertliği ve ribaund.

Zaten takım olarak savunmayı çok bilinçli ve doğru yapıyorlar. Dahası istekli ve hırslı yapıyorlar ve en güzeli uzun rotasyonu geniş ve kurabileceğiniz alternatif PF-C kombinasyonlarının bir çoğu onları taşıyacak savunmayı yapmanızı sağlayabilecek sertlikte isimler. Shaq - J.O - Garnett - Davis - Perkins - Semih ... Şu kombinasyonun en zayıf halkası gibi duran Semih'in bile hatrı sayılır bir sertliği vardır NBA için. Arka alandaki isimler de Rondo - Allen - Pierce gibi oyuncular olunca ister istemez favori oluyordu Celt'ler.

Bu , düne kadar böyleydi.

Perkins ve Semih gitti , J.O sezonu kapattı. Geriye kala kala Shaq , Garnett ve Davis kaldı. 38'lik Shaq'tan devamlı nitelikte bir şeyler beklemek hayalcilikten başka bir şey değil. Davis pozisyonu için undersize , katabileceğinin en iyisini katsa da bu dezavantajın önüne geçemiyor. Yeni gelen Krstic ise gidenlere ve Celtics'in genel yapısına nispeten çok yumuşak kalıyor.

İşte şimdi Celtics'in şampiyonluğu adına şüpheliyim. Tamam , Perkins kendisine önerilen kontratı kabul etmediği gibi '' Sezon sonunda bu parayı verene giderim '' restini çekerken takas edilebileceğini biliyordu. Nitekim klasik mevzu gerçekleşti ve resti gören yönetim onu takas etti. Robinson desen , zaten Celtics'te sırıtıyor ve saç baş yoldurtuyordu. Delonte West'in dönüşünden sonra üçüncü guard'lığa düşecekti. Bu açıdan onun gönderilmesine sevindim diyebilirim. Karşılığında gelen Green de belki SF'den bozma PF olarak Celtics'in sertliğine bir şeyler katabilir. Ama neresinden tutarsanız tutun , son manzara eskisini her türlü aratıyor. Olası Doğu finalinde Howard'ı kiminle , nasıl durdurmayı düşünüyorlar ? Hadi onu geçtiler , yine bir Lakers finali olursa Bynum-Odom-Gasol gibi bir üçlüyü durdurmak konusunda kendilerine eskisi gibi güvenebiliyorlar mı ? Hepsi iyi hoş , Semih'i niye (neredeyse) karşılıksız takas ettiniz ?

Ainge & Rivers ikilisinin kararlarına her daim saygı duymuşumdur. Ancak bu defa hata yapmış olmalarından endişeleniyorum.

Yolun açık olsun Semih ( Yeni durak Cavaliers )


Semih'e nazar değdirdik. Dün kopan takas fırtınası genç yıldızımızı ligin en iyi takımından koparıp ligin en kötü takımına sürükledi.

Geçtiğimiz haftasonu oynanan All-Star maçında bir ara doğu takımının beşinde tam 4 tane Celtics'li vardı ; Rondo - Allen - Pierce - Garnett ... Buna bir de neredeyse kariyerinin her sezonunda all-star forması giyen Shaq'i de eklerseniz ilk beşi all-star'lardan oluşan , Doğu'nun en iyi takımının formasını giyiyordu Semih. Bu tip yıldızları içeren takımlarda genelde CRM ( Crew Resources Management - Ekip ilişkileri yönetimi ) , yani sportif ifadeyle '' Takım olabilme '' problemi olur. Celtics'i benim nazarımda '' Muhteşem '' kılan şey , bu ağırlıkta bu kalitede ve daha da önemlisi bu yaşta ( Rondo dışındaki diğer dörtlünün yaş ortalaması 33-34 ) oyuncuların kendi içlerinde mükemmel bir diyalogun olmasıydı. Kesinlikle tam bir CRM harikası bu adamlar. Her biri milyon dolarlar değerinde , adı dünyada markalaşmış isimler bir arada çok eğleniyorlar ve bizler de medya kanalıyla buna devamlı şahit oluyoruz. Bu sezon en meşhur vaka ana haber bültenlerine kadar yansıyan Shaq'in isyan videosuydu ( Semih'e salamalayküm baba dediği video ... ). Daha beterini de izledim ama video'nun embed kodunu alamadığım için burada paylaşamadım ; acaip acaip kıyafetlerle çılgınca danslar yaptıkları bir videoydu. İzleyen bilir ; anlatılmaz yaşanır cinsten ...


İşte bundandır ki , bir çoğumuz '' NBA'de bir takımda oynayacak olsaydın hangisini seçerdin ? '' sorusuna '' Celtics '' cevabı veriyorduk. ( Benim bu cevabı vermemde CRM'in ötesinde muhteşem bir savunma - istikrar takımı olmaları ve oyuncusundan malzemecisine , tribündeki taraftarına kadar herkesin çok hırslı ve fedakar olması daha büyük yer tutuyor. )

Bundandır ki nazarımız değdi Semih'e , bu satıra kadar yazdığım faktörler sebebiyle herkes '' Semih gerçekten çok şanslı '' deyip duruyordu. Gerçekten üzücü.

Yine de '' Olanda hayır vardır '' gerçeğini unutmamak gerek. Semih'in hala çok şanslı olduğunu düşünenlerdenim. Celtics doğu'nun en iyi uzun rotasyonuna sahip takımı(ydı, ona birazdan değineceğim.) Dolayısıyla Semih'in alacağı süreler , şimdi Cavaliers'ta alacağı sürelere nazaran çok kısıtlı kalırdı. Ligde ismini duyurabilmesi ve daha iyi bir kontrat , hatta daha iyi bir bireysel kariyer yapabilmesi adına daha hayırlı oldu diyebilirim. Ancak dürüst olmak gerek ; süre alabileceğim takımlar arasında bir tercih yapacak olsaydım bu Cavs olmazdı. Yine de hayırlı olabileceğini düşünüyorum Semih için. Neticede NBA dünyanın en dinamik spor organizasyonu ve geçen hafta itibarıyle Gerald Wallace , Chauncey Billups , Deron Williams gibi all-star ayarında oyuncular bile takas edildiler. Hatta Nuggets , takas etmek zorunda kaldığı Billups'a bugüne kadarki katkılarından ötürü teşekkür etmekle kalmayıp veteran oyun kurucudan özür bile diledi.

İnşaallah Semih için bu da bir fırsattır. Eminim o da bu fırsatı iyi değerlendirip göğsümüzü kabartmaya devam edecektir. Ayrıca yeri gelmişken söyleyeyim , her akşam incelediğim rotoworld kaynaklı sakatlık raporunda Semih'in hastalanan annesinin yanında olmak üzere Türkiye'ye döndüğü notu yazıyordu. Nedir durum bilmiyorum ama geçmiş olsun , Allah acil şifalar versin.

Cavs formasıyla da başarılar diliyorum. Yolun açık olsun dev adam.

24 Şubat 2011 Perşembe

Gecenin tahmineri ( 24 Şubat '11 )

NCAAB

  • Pittsburgh Kazanır ( Güven : 7.5 /10 ) W
  • Florida kazanır ( Güven : 7.5 / 10 ) W

NBA

  • Celtics ML ( Güven : 6.5/10 ) L
  • Dwyane Wade sayı + ribaund 34.5 under ( Güven : 7/10 ) L
  • Carlos Boozer sayı + ribaund 29.5 under ( Güven : 7/10 ) W

Sıcak saatler



Davis - Williams ve Hinrich - Bibby takasını duymuşsunuzdur. Şimdi az önce gerçekleşen takasları duyuralım :

Kendrick Perkins - Nate Robinson ( BOS ) ikilisi Jeff Green - Nenad Krstic ikilisiyle ( OKC ) yer değiştirdi.

Gerald Wallace ( CHA ) Joel Pryzbilla ve ikinci tur draft hakkı karşılığında Blazers'ın yolunu tuttu.

Aaron Brooks ( HOU ) Goran Dragic ve ilk tur draft hakkına karşılık olarak Suns'a geçti.

Shane Battier ( HOU ) eski takımı Grizzlies'e Hasheem Thabeet ve birinci tur draft hakkı karşılığında döndü.

Nazr Mohammed (CHA ) , D.J White ve Mo Peterson karışığında Thunder'a gitti.

Baron Davis ----) Cleveland Cavaliers
Mo Williams ----) Los Angeles Clippers

Al birini , vur ötekine. Davis bir kaç sezon öncesine kadar ligde oynadığı takımda dominasyon yapabilecek düzeyde bir oyun kurucuydu. Kariyerinin son çeyreğinde uğraştığı sakatlıklar , düştüğü mental zayıflık ve tüm bunların neticesinde gerileyen fiziksel özellikleri sebebiyle vites küçülten orta sınıf oyun kurucular arasındaki yerini aldı. Bu sezon Griffin'in dönüşü ve üzerine Gordon'un sakatlanmasıyla artan sorumluluğu sebebiyle biraz olsun sivrilmeyi başardı , ancak bu da onun takas edilmesine engel olamadı.

Açıkçası Mo Williams'ın , Davis'i pek de aratacağını düşünmüyorum Clippers için. Eğer bir takımım olsaydı , oyun kurucum olarak ikisini de düşünmezdim. Tercih etmek zorunda olsaydım , bu tercihi takımdaki diğer oyuncuların özelliklerine göre şekillendirirdim. Williams skor sorumluluğunu üstlenebilen bir oyun kurucu , dolayısıyla Clippers'a hücumda doğrudan katkı yapabilir. Ancak takımı oynatabilmesi konusunda Davis kadar efektif olamayabilir. Back up guard Bledsoe için iyi fırsat sayılır. Williams Cleveland'da bir oyun kurucudan çok shooting guard gibi oynuyordu. Şayet Clippers pakedi biraz daha değiştirip Ramon Sessions'u kapsayan bir paket tutturabilseydi başarı derdim ama şu an pek de net bir yorum yapamıyorum. Mo'nun ne işe yarayacağı Clippers'ın nasıl oynayacağıyla ilintili biraz da.

Cavs ise '' yıldız oyuncu '' getirip göz boyama yöntemine ısrarla devam ediyor. Jamison'dan sonra bir diğer '' patlamaya aday '' yıldız görünümlü balon daha. Mo'nun bıraktığı bayrağı Davis devralacaktır , bir oyun kurucu kadar bir SG kadar oynaması gerekiyor Cavs'in beklentilerini karşılayabilmesi için ve bana sorarsanız son dönemde çizdiği grafik pek de bu beklentiyi karşılayabilecek düzeyde değil. Cavs için her şey daha da kötüye gidiyor , umarım ters teper ve biraz olsun soluklanırlar.

Kirk Hinrich + Hilton Armstrong -------) Atlanta Hawks
Jordan Crawford , Mike Bibby , Maurice Evans -------) Washington Wizards

Hinrich de bir oyun kurucudan çok bir SG gibi oynayan guardlardan. Hawks Jeff Teague'e nihayet aradığı fırsatı veriyor gibi. Ayrıca Hinrich Hawks için biraz yumuşak kalabilir. Armstrong'un da Wizards'ta yapamadığını bir back up olarak Hawks'ta yapma şansı var.

Mike Bibby'e Allah kolaylık versin , idealleri olan bir takımdan deplasmanda sadece tek maç kazanabilmiş karman çorman bir takıma gidiyor. Kafasına göre takılır artık biçare. Maurice Evans adına üzücü bir takas , fena bir back-up değildi.


Taze takasları , yarın ve sonrasında yorumlayalım. Sıcak saatlerde ortalık daha da karışabilir , biraz daha sabretmeli.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Yeni takaslar - Yeni dengeler


Ortalık fena karıştı. Ben ne vakit tatile çıksam , blog yazmaktan uzakta kalsam , NBA'de müthiş gelişmeler olur.

Evet , aslında Melo'nun takasını bekliyordum. Keza Nuggets'a rest çekmişti , '' ya beni takas edin ya da sezon sonunda ben giderim. '' diyerek. Nuggets de onu bir hiç uğruna kaybetmeyi göze alamadı ve takas etti. Blogu bir haber blogu olarak kullanmıyorum , hem o kadar hızlı değilim hem de bunu yapan yeteri kadar haber sitesi var zaten. Bunlardan birinden de mevzunun detaylarını öğrendiğinizi düşünüyorum ama yine de hatırlatalım. Nuggets Billups - Melo ikilisiyle birlikte Shelden Williams , Renaldo Balkman ve Anthony Carter'ı Knicks'e gönderirken karşılığında neredeyse Knicks'in ilk beşini aldı ; Wilson Chandler , Raymond Felton , Danilo Gallinari , Timofey Mozgov'la birlikte ve 2014 ilk tur draft hakkı , Warriors'un iki adet ikinci tur draft hakkı ve 3 milyon dolar ...

Bu takasla birlikte Knicks'in bilet satışları anında tavan yaptı , ve %222 artış gösterdi. Şaka gibi.

Nuggets yönetimi , NBA'in en olgun oyun kurucusu Chauncey Billups'tan takas için özür diledi. Billups cephesinden herhangi bir tepki yok ; Melo ise çocuklar gibi şen. Buyrun ;




'' Nihayet evimdeyim , nihayet kavuştum New York'a. Çok mutluyum.'' diyor kısaca. Her iki taraf için de büyük hasret sona erdi. Nuggets cephesi ise konseptli bir duyuru yaptı. K-Mart '' Show must go on '''' Ne olduğuna bakmaksızın basketbolumuzu oynamaya devam edeceğiz. '' yorumunu yaparken Al Harrington da takas sonrası memnuniyetini dile getirdi.

Bir adam bir merdivenden yukarı çıkmak istemiyorsa , onu zorla yukarı itemezsiniz. NBA'de basketbol oynamak , gerçekten çok ama çok zor. Tempoyu ve ne düzeyde basketbol oynandığını biliyoruz. Melo'yu gönülsüzken orada tutmak zaten mümkün değildi , bunun haricinde '' gideceğim '' diye basbas bağıran bir oyuncudan da sezonun geri kalanında ve play-off'larda başarı getirecek düzeyde verim beklemek pek de rasyonel bir beklenti sayılmazdı. Bu açıdan , karşılığında alınan oyuncular düşünüldüğünde , Melo'dan vazgeçmek gayet iyi oldu Nuggets için. Takas sonrası özür diledikleri Billups ise , prosedürün ve Nuggets'a kazandırılan oyuncuların bedeli oldu. Mozgov'u direk aradan çıkarıyorum izninizle. Gallinari has bir şutör , Nuggets'a vereceği katkı Knicks'tekini aratmaz hatta daha iyisi olabilir. Felton'u zaten Bobcats gibi ( eski Bobcats ya da Larry Brown'ın Bobcats'i diyelim ) bir ağır vasıta takımdan sonra Knicks'in ve D'Antoni'nin sistemine başından beri yakıştıramamıştım. Bir türlü gözüm alışmamıştı. Yoluna Nuggets'ta devam edecek , denemeye değer bir risktir yine bence. Gelgelelim Chandler'a. Eminim Knicks pakedi onaylarken vazgeçmekten en çok korktuğu oyuncudur Chandler. Bence özel bir oyuncu ve farklı takımlarda farklı yönleriyle öne çıkabilir. Knicks'in Landry Fields'dan vazgeçmemiş olması da bence kayda değer bir diğer ayrıntı.

Knicks ise süper bir üçlü kurdu ; Billups-Melo-Stoudemire. Billups'ın beklenenin aksine Run&Gun'da zorlanacağını zannetmiyorum , takır takır oynatır o takımı o adam. Nuggets'ta da çok farklı bir hücum sistemi uygulamıyorlardı yıllardır.Ancak fizik olarak bu tempoya ne kadar dirayet gösterebilir burası muamma. Back-up guard'ın en azından bir Ty Lawson performansı göstermesi gerekiyor. Ki yabancılık çekmeyeceği düşünüldüğünde veteran guard Anthony Carter bu konuda Knicks'e beklenen desteği sağlayabilir. Balkman ve Williams ikilisi de Knicks'te açılan malum boşlukları kapatmak için çabalayacaklar.

Knicks için hala çok iyimser şeyler söyleyemeyeceğim. Evet kemik üçlü harika oldu , Melo-Stoudemire ikilisi oldukları yerden çok ama çok memnunlar ve bu da onların yüksek derecede verim sağlaması anlamına geliyor. Billups da vurguladığım gibi çok olgun ve tam bir profesyonel. New York gibi bir şehrin takımında oynamanın coşkusu , Nuggets'taki son durgun dönemlerinden kurtulması için iyi bir fırsat olabilir. İzleyip göreceğiz ...

Deron Williams Nets'te

İşte bu ! İşte bu ! Hiç bir oyuncu , bir NBA takımından büyük olamaz. Olmamalı. Açıkçası haberi duyduğumda verdiğim tepki buydu. Şaşırdım , ama şok olmadım. Bunu söylüyorum çünkü Williams ve (eski) takım arkadaşları başta olmak üzere herkes dumur olmuş durumda. Oysa ki insanlar Harris ve Murphy'nin Blazers'a takas olacağını düşünüyordu. Hatta Williams'ın pişkin pişkin Jazz kariyerine devam edebileceğini düşünenler bile vardı.

Sen ki , Jazz'i neredeyse senin yaşın kadar çalıştırmış bir koça , soyunma odasında saldırabilecek kadar kibirlenebilmiş , onun çizdiği oyunu mola sonrası sahada oynamama gibi bir gafa imza atabilmişsin ve nihayetinde 23 yıllık antrenöre illallah ettirip takımdan kopartabilmişsin. Yedirirler mi be adama ? Oh olsun. Williams'a pek sempati duyamamışımdır , ancak antipati de duymazdım bu olaya kadar. Sloan gittiğinden beri Williams'a kibirli , iğrenç bir adam gibi bakıyordum ve gözümde karizması sıfırlanmıştı. Sloan'ın ipini çekebilen adam sıfatı çok cafcaflı duruyordu ancak görüldüğü üzere bu '' sahte kabadayı '' 'lığın ta kendisiydi. Şimdi Nets'te tabir-i caizse sürünsün , Prokhorov gibi bir para babasının fakire yakışır umutlarıyla avunup dursun.

Bu olay da şöyle cereyan etti ; Deron Williams Nets'e gider , Devin Harris ve Derrick Favors da Jazz yolunu tutar.

Jazz için durumlar karmaşık. Harris hiç bir zaman büyük bir takımın as oyun kurucusu olabilecek kadar esaslı bir oyun kurucu olamadı ve olması da beklenmiyor. İdealleri olan bir Jazz'de Williams'ın back-up'ı olsa '' iyi hamle '' diyebilirdim ama şu manzarada bu çok zor. Bunun haricinde yeni jenerasyon uzunlar arasında büyük umutlar beslenen Derrick Favors iyi bir hamle olabilir , hele Jefferson-Millsapp-Memo üçlüsünden biri takas edilirse ...

Jazz'in hesapta olmayan , sürpriz bir hamlesiydi. Sloan - Williams arasında bu gerginlik olmamış olsaydı bugün her ikisi de hala Jazz'deydiler. Ancak Jazz , güçlü bir NBA yönetimine yakışanı yaptı ve '' Hiç kimse vazgeçilmez değildir ve hiç kimse kulübün önüne geçemez. '' mesajını Williams'ı takas ederek verdi. Prensip adına yapılmış bir hamleydi , lakin '' Jazz için yetersiz '' dediğimiz Harris'in kontratının 2013'te bittiği düşünüldüğünde prensibin Jazz'e ağır bir bedeli olacağını söylemek mümkün.

Thorton - Landry

Rockets'ta oynadığı dönemde kalburüstü bir forvet imajı veren Landry , Kings'te vasatın altında bir performans gösteriyordu. Aynı durum , Hornets'li Thornton için de geçerliydi. Böylesine bir eşleşme durumunda , bu iki oyuncuyu kafa kafaya takas etmek her iki takım için de karlı gözüküyor. Landry'nin Rockets günlerine yakın bir performans göstermesi Hornets'e çok şey katar. Aynı şekilde Thornton da yokları oynayan Kings'te daha serbest bir sorumluluk dengesiyle daha efektif olabilir.


***

Takas yasağının başlamasına çok kısa bir süre kaldı , ve her an yeni bir bomba daha görebiliriz. Özellikle Magic cephesi için tetikteyim. Genel bir takas yazısına dahil edilebilecek muhtemel bir takas bombası şu an dahi patlıyor olabilir , farkındayım. Ama yine de bu kadar sallantıya sessiz kalmak olmazdı.

Şayet yapabildiyseniz , beni bu satıra kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Uzun zamandır blog için bu kadar uzun bir yazı yazmamıştım. Şimdi müsadenizle , '' Yeni Knicks'i '' ilk kez izlemenin tadını çıkaracağım.

Gecenin tahminleri ( 24 Şubat '11 )


NCAAB :
  • Georgetown kazanır ( Güven : 6/10 ) L
  • Missouri kazanır ( Güven : 7.5/10 ) W
  • Purdue kazanır ( Güven : 9/10 ) W
  • Kentucky kazanır ( Güven : 6/10 ) L

NBA :
  • Houston Rockets kazanır ( Güven : 6/10 ) W
  • Indiana Pacers kazanır ( Güven: 7.5/10 ) W
  • Kevin Durant 29.5 sayı altı ( Güven : 7/10 ) L
  • Blake Griffin 38.5 sayı + ribaund altı ( Güven : 8.5/10 ) W

NCAA'i canlı gözle takip edemediğim için teknik yorum yapmak gibi bir gaflete düşmeyeceğim. Sıkıca takip ettiğim kaynaklar ve okuduğum makaleler itibarıyle küçük-orta düzeyde oranları değerlendirdiğim bir lig NCAAB. Güven oranlarından da anlaşıldığı üzere , en çok Purdue'ye güveniyorum bugün. Gariptir ki 4 pick arasında en yüksek oran da (1.44 ) onda. Rakibi 3 maç önce 14 sayı civarı farkla mağlup ettiler ve o maçta da rakip en skorer oyuncusundan yoksundu. Christian Wottford , sakat olan elinden ameliyat oldu (20 sayı 7.7 ribaund ) ve takımı yine onsuz sahada olacak.

NBA'de Rox'a güvenmek istiyorum müsadenizle. Play-off yarışı hızlandığında , şimdiki indiana misali 8. sıra mücadelesi veren ortalama takımlardan neredeyse potansiyellerinin üzerinde performanslar görürüz. Sebebi de aşikardir ; buraya kadar öyle ya da böyle getirdikleri sezonu play-off'la taçlandırmak isterler. İşte bu sebepten ötürü , Rockets'in çıkışını ligin en vasat takımına karşı da sürdürmesi muhtemel diye düşünüyorum. Bu kolay lokmayı boş geçme lüksleri yok. Aynı şey daha iyi durumdaki Pacers için de geçerli. Tek eksi faktör dün gece maç yapmış olmaları. Yine de Pistons'a ikinci kez mağlup olmamalılar diye düşünüyorum. Play-off için bu gerekli.

Durant dün gece maç yaptı , ve bu sezon 2 maçta ortalama 19.5 sayıyla oynadığı Spurs'e deplasmana gidiyor. Durant müthiş bir potansiyel , günündeyse 40 da atabilir ama ben 27-28 sayı civarı bir performans bekliyorum. İsteyen 37.5 sayı ribaund altı da alabilir.

Griffin'e güvenim daha yüksek , keza yoğun bir tempodan geçiyor. Dün gece 15'te 9 isabet 17'de 10 serbest atış isabetiyle 28 sayı 11 ribaund yaptı. Çok faül ve yüksek yüzdeye rağmen 39.5'luk baremle tahminimizde isabet bulduk. Şimdi back to back maçında ( art arda oynanan 2. maç ) olacak Clippers. Elde var bir. Kaman döndü , dolayısıyla boyalı alanda ribaundları paylaşabileceği biri var artık Blake'in. Kaman sezon başından beri yoktu. Etti iki. Griffin deplasmanlarda 20 sayı ortalamayla oynuyor ve kazanılan maçlarda ürettiği 26.4 sayı ortalamasının aksine kaybettikleri günlerde 21.5 sayı atabiliyor. Etti üç. Ve en önemlisi Griffin back to back maçlarda 20 sayı civarı ortalamayla oynuyor bu sezon. Şubat ayı grafiği de 23-11 şeklinde.

Herkese keyifli bir NBA gecesi & Bol Şans

22 Şubat 2011 Salı

Gecenin tahminleri ( 22 Şubat '11 )



Greg Monroe under 19.5 sayı + ribaund ( Güven : 8/10) L
Blake Griffin under 39.5 sayı + ribaund ( Güven :7.5/10) W
Russell Westbrook under 33 sayı + assist ( Güven : 7/10 )
W
Jeff Green under 22.5 sayı + ribaund ( Güven : 7/10 ) L
Indiana Pacers ML ( Güven : 6.5/10 ) W

21 Şubat 2011 Pazartesi

Kobe Bryant : The Black Mamba ( Full video )




Beklenen reklam filmi ...

KD gururla sunar


Kevin Durant , Rüya takım şampiyonluk yüzüğüyle ...

All-Star haftasonunun ardından ...



Bir basketbolsever , bir NBA all-star haftasonunu ne kadar kötü geçirebilir bilmiyorum. Elbet beterin beteri vardır , buna da şükür. Ama yine de pek iyi bir haftasonu geçirmediğimi söylemeliyim. Trajikomik bir şekilde etkinliklerin başladığı dakikalarda uykuya yenik düştüm her iki günde de. Sonradan tekrarlarını izlemek çok da sarmıyor bildiğiniz üzere. Hele ki o smaç yarışmasının tekrarını izlediğimde resmen kahroldum. Vince Carter'ın Jason Richardson'la kapıştığı günlerden bugüne bu kadar iyisini izlememiştim. Açıkçası dört katılımcının her biri , '' Normal '' bir slam dunk'ı bu performanslarla rahatlıkla kazanabilirdi. DeMarr DeRozan'ın şu performansla sonuncu olacağını rüyamda görsem inanmazdım. Her bir katılımcı hem smaçlarla , hem az hata yapmalarıyla hem de smacın dışında salona yaşattıkları sürpriz şovlarla bir yarışmadan çok aylardır birlikte prova yapan bir şov grubu gibiydiler. Slam Dunk bu işte , bir çitayı daha ne kadar yükseğe taşıyabilirsiniz ki ?

Her biri kazanmayı hak etmişti bence. Kesinlikle çok yaratıcı fikirler ve uygulamada kusursuza yakın performanslar. Yıllarca unutamayacağımız , 10 sene sonra bile '' vay be ne yarışmaydı ama '' diyerek açıp tekrar tekrar izleyeceğimiz bir kapışma olmuş. Griffin başından beri favorimdi. Zaten şu performansı kendi evinde gösterip de kazanamaması NBA adına fiyasko olurdu. Herkes gibi ben de arabanın üzerinden vurduğu smaca takılmış durumdayım. Kesinlikle harika ama er kişi Griffin olunca beklenti de kaputun değil de sunroof'un falan üzerinden sıçrayacağı şeklinde oluyor. Yine de 2.08'lik biri için muhteşemdi. Ayrıca DeRozan'ın bacakarası smacını da çok beğendim. Şu ya da bu oyuncu için klasik '' Hakkı yendi '' geyiklerine hiç girmeyeceğim , bence her biri '' Normal '' bir yarışmada galip gelebilirdi. Ama dediğim gibi , bu defa olay biraz anormal'di. En azından her katılımcı , finalde ona şampiyonluğu getirebilecek kalitede bir smaç yaptı.

Yetenek yarışmasında favorim hızı ve esnekliğiyle Rose'du , ancak sürprizi Westbrook & Curry ikilisi yaptı. Bana sorarsanız Westbrook daha stabil, daha net bir performans gösterdi ancak galibi belirleyen faktör süre olunca , biraz tereddüde rağmen şansının da yardımıyla kazanan Curry oldu.

3 sayı yarışması da ayakta alkışlanası cinstendi. Kendi takımında işi sadece üçlük atmak olan Jones'un kazanması çok da sürpriz değil ancak Ray Allen'a ( ki favorimdi ) parantez açmalıyım. 36 yaşında ve NBA tarihinin en çok üç sayı isabeti bulan oyuncusu sıfatını kesinlikle hak ediyor. Leblebi gibi attı finale dek , finalde de yorgunluğa yenik düştü desek yeridir. Mükemmel bir bileği var , geçtiğimiz haftalarda Reggie Miller'Dan aldığı unvanın üstüne bu da gelseydi çok güzel olacaktı. Pierce ise beni şaşırtmaya devam ediyor , az daha kazanıyordu. Oldum olası bu adamın iyi üçlük atan biri olduğunu kabullenemiyorum. Tabi , bilek kavramını zihninizde oluşturan isim Ray Allen olunca Pierce size tuğla atan bir pivot gibi geliyor , normaldir. Çok hantal ve gösterişsiz geliyor gözüme , ama şaka maka cup cup sokuyor üçlükleri. İkinci kez kazanması benim adıma çok şaşırtıcı olurdu.


Gel gelelim All-Star'a ... Herkesin eğlendiği , şov dolu güzel bir maç oldu. En azından sallantıdaki Jazz'in Williams'ının , ha gitti ha gidiyor dediğimiz Melo'nun , normal sezonun ağır temposunu omuzlarında taşıyan James , Wade , Kobe gibi isimlerin , kısacası sahada yer alan herkesin 1-2 günlüğüne her şeyi bir kenara bırakıp çılgınlar gibi eğlenmeleri güzeldi. Hala jeneriklerde ve youtube'da cirit atan klasik '' highlight '' ların dışında , geceye damgasını vuran iki şey oldu : Kobe , evinde düzenlenen All-Star maçında , fazla sorumluluk alma pahasına ( ki all-star gibi bir gösteri maçı için çok sevimsiz bir durumdur aslında ) potalara 37 sayı gönderip 14 de ribaund alarak MVP oldu ve NBA Tarihinin en çok all-star MVP'si kazanma onurunu Bob Petit'le paylaştı. Bunun haricinde Lebron James de 29 sayı 12 ribaund 10 assist yaparak Michael Jordan'ın ardından bir All-star maçında triple double yapma başarısını gösteren ikinci oyuncu oalrak tarihe geçti.

Bunlar haricinde pek de değinilesi bir şey yok. Ufak tefek detaylar , medyada yazılıp çizilenler falan filan ... Dediğim gibi benim için çok da eğlenceli geçmedi all-star haftasonu , hatta normal sezonu ve yaklaşan play-off'lar sebebiyle kaynayan kazanları özlemedim desem yalan olur.

Hadi bakalım , NBA devam etsin...

16 Şubat 2011 Çarşamba

Wade & James CO.



Sabahtan beri bu assisti düşünüyorum. Gerçekten.

Casus var




Biz Celtics - Lakers kapışmalarına alıştık ama eğer tüm maçları böyle geçecekse Heat - Celtics eşleşmesi daha keyifli olur. Doğu finali'nde şu şekilde geçmiş 7 maç düşünemiyorum.

Görüntüler son maçtan... Bu ve buna benzer bir dünya olay oldu ama en çok buna güldüm. Rondo'nun çocuksu hali bir hayli uyuz.

14 Şubat 2011 Pazartesi

Gecenin tahminleri ( 14 Şubat '11 )


  • Manu Ginobili under 22.5 sayı + assist ( Güven : 7.5 / 10 ) L
  • Tim Duncan under 9.5 ribaund ( Güven : 6.5/10 ) L
  • San Antonio Spurs ML ( Güven : 9/10 ) W
  • Luis Scola -2.5 sayı vs. C.Billups ( Güven : 6/10 ) L
  • Carmelo Anthony over 35.5 sayı + ribaund ( Güven : 6/10 ) L

Spurs kolay fikstürün avantajını kullanıyor ve veteranlarını dinlendiriyor. Popovich'ten akıllıca bir manevra ; devam eden yoğun fikstür , yaklaşan all-star arası ve play-off hesapları... Resimde gördüğünüz üçlüyü 82 maç üst tempo oynatıp yorarsanız , Suns , Lakers , Nuggets , Hornets , Mavericks gibi takımların boy gösterdiği batı konferansında 7'şer maçlık serilere dirayet gösteremeyebilirler. Dolayısıyla su akarken testiyi doldurmak gerek , bu rahat zamanların kıymetini iyi biliyor Popovich.

Ginobili son maçta ( ki ilk çeyrekten koptu olay ) 8 , Duncan ise 12 dakika oynadı. Şubat ayı itibarıyle de süreleri ve şut sayıları hayli azalıyor zaten. Spurs'e ön görülen 8.5'luk handikap ( ki deplasman olmasına rağmen olasıdır. ) maçın kopmaya gebe olduğunu işaret ediyor.

Normal süre ve şut sayılarının altında bir seyir bekliyorum , ikisinin de alt bitmesi muhtemel. Spurs de kazanacaktır.

Diğer maçta ise , dün gece maç yapan Billups'ın Scola'ya direnç gösteremeyeceğini düşünüyorum. Arjantinli uzun 1-2 basket daha fazla atabilir.

Melo'nun ise Rockets'a karşı ortalama 35 sayıyla oynadığını , 1 hafta önce oynanan Rockets - Nuggets maçından hemen önce yazmıştım. Melo da beni yanıltmayıp 50 sayıyı gönderdi Rockets potasına. Bu gece de 30 civarı sayı 6-7 civarı ribaundu çekememesi için hiç bir sebep yok.

Herkese keyifli bir NBA gecesi ve bol şans dilerim.

13 Şubat 2011 Pazar

Gecenin tahminleri ( 13 Şubat '11 )



- Ramon Sessions 20.5 sayı + assist altı ( Güven : 7.5/10 ) W
- Chauncey Billups 1.5 assist vs. Marc Gasol ( Güven : 10/10 ) W


Kombine @ 2.50
W

Williams'ın dönüşüyle Sessions benche gidecek , süreleri de yarı yarıya azalacaktır. Son maçta 25 dakika alıp yalnızca 6 şut kullandı. Bu gece de Williams'ın yedeği olarak benzeri süreler alıp az sayıda şut kullanabilir.

Billups bahsinde ise hata var sanırım. Bir kere biri oyun kurucu , öteki pivot bunların , mantık hatası olduğu kesin. Ya büyük bir hata var ya da büyük bir hile... Neyse , Gasol Billups'a 2 assist fark yapabiliyorsa bu kombine yatsın zaten.

İyi şanslar.

12 Şubat 2011 Cumartesi

Gecenin tahminleri ( 12 Şubat '11 )


NBA :

  • San Antonio Spurs kazanır ( Güven : 7.5/10 ) W
  • John Wall 10 assist altı ( Güven : 7/10 ) W
  • Rashard Lewis 20.5 sayı + ribaund altı ( Güven : 7/10 ) I
  • Oklahoma City Thunder kazanır ( Güven : 6.5/10 ) W
  • DeMarcus Cousins over 26.5 sayı + ribaund ( Güven : 6/10 ) L

NCAAB :

  • Villanova kazanır L
  • Villanova - Pittsburgh under 138 W

11 Şubat 2011 Cuma

Haneef - a.k.a Young Hollywood - Munir




Haneef Munir diye biri , hakkında pek bir bilgi yok. Açıkçası araştırmadım da , ama paylaşmadan da olmaz. İnanılmaz bir sıçrama kabiliyeti , müthiş bir esneklik ve çabukluk. Bir NBA oyuncusu olsaydı , slam-dunk'ı kesinlikle açık ara kazanırdı. Özellikle son smaç harika , all-star'daki slam dunk organizasyonuna katılacak oyuncular için bence süper fikir. Layığıyla yapıldığı sürece 10 üzerinden 10 vermeyecek jüri tanımıyorum bu smaca.

Görünmez kahraman




Landry Fields, çaylak sezonunda adından söz ettiren '' steal '' niteliğinde bir çaylak. 2010 Draft'ının ikinci tur 9.sırasından seçilmiş bir oyuncu için Knicks'e çok ama çok şey kattığı ve çaylaklar arasında en çok ribaund alan ikinci oyuncu ( birinciyi söylememe gerek var mı ? ), ligdeki tüm guardlar arasında ise bu alanda lider olduğu ( 7.2 ribaund , ikinci 6.5'la Wade ) onun hakkında bildiğimiz gerçeklerden sadece bir kaçı. Ancak Stanford çıkışlı Leeroy , pardon Landry , görünüşe bakılırsa hala ümit ettiği şöhrete kavuşabilmiş değil. Tüm bu özelliklerinin haricinde sempatikliğiyle tanıştığımız bu videoda bakın ne yapmış :

New York'ta sportif ürünler satan bir mağazaya gidiyor , bir satış personeli gibi giyinip çakma bir yaka kartı uydurarak müşterilere kendi formasını satmaya çalışıyor. Gariptir ki müşterilerin hiç biri onu tanımıyor ve onunla gerçek bir satış personeliyle muhattap olur gibi konuşuyorlar. Hatta basket oynadıkları bölümde bir müşteriye blok yapıyor ve müşteri de sitemkar bir biçimde '' hah , goaltending '' diyor.

Garip , hem de çok. Bugün ben bu adamı cumartesi akşamı istiklal caddesinde görsem gidip fotoğraf çektiririm.

Hoş , Fields böyle giderse yakın zamanda New York city'de aynı ilgiyi göreceği günler de yakındır.

Gecenin tahminleri ( 11 Şubat '11 )

Evet sıcak sıcak ..

NBA

  • San Antonio Spurs ML ( Güven : 6/10 ) L
  • L.A Clippers ML ( Güven : 6.5/10 ) L
  • Heat ML ( Güven : 7/10 ) W
  • Lebron James sayı + ribaund 36.5 altı ( Güven : 6.5/10 ) W
  • Grizzlies ML ( Güven : 7/10 ) W
  • Raymond Felton under 27 sayı + assist ( Güven : 7/10 ) I


NCAAB

  • Rider ML L
  • St. Peter's ML W

Yaşasın yeni kral




Ray Allen , dün gece oynanan Lakers - Celtics maçında bulduğu üç sayılık isabetlerle NBA tarihinin en çok üç sayı isabeti bulan oyuncusu rekorunu Reggie Miller'dan devraldı. Dile kolay , tam 2561 tane üç sayı isabeti.

NBA'de normal sezonda bu tip rekorlara sık sık rastgeliriz , ancak bu defa gerçek bir kralla karşı karşıya olduğumuzu söylemeliyim. Ray Allen , Miller'ın 1389 maçta yaptığı istatistiği 1074. maçında yaptı. Kariyeri boyunca %40'la atan , şut haricinde farklı farklı bir çok niteliği bulunan , kariyeri ve karakteriyle herkese örnek teşkil eden gerçek bir süperstar...

Yaşasın yeni kral..

10 Şubat 2011 Perşembe

Sloan bıraktı


Tam anlamıyla şok gelişme , şok haber. Jerry Sloan , Utah Jazz'de 23 senedir süren görevinden bugün itibarıyle istifa etti. Şu satırları yazarken dahi hala şoktayım. Vefat etse ancak bu kadar etki yapardı herhalde.

Jazz'in beklentilerin çok çok altındaki gidişatı, değişmek bilmeyen oyun yapısı ve nihayetinde git gide kaybolan umutlar aslında bana bu sonun sinyallerini verir gibiydi. Evet , Sloan - Jazz birlikteliği belki de tüm dünyada tüm sporlar içerisinde Alex Ferguson - Manchester United flörtünün hemen ardından ikinci sırada gelen ve ebediyen sürecekmiş izlenimi veren bir ortaklıktı ancak Jazz bu sezon öyle dibe vurdu ki '' Sloan bile gitse şaşırmam '' demeye başlamıştım. Takımın geneline sirayet eden mutsuz ve umutsuz hal de , daha iyisi için çaba sarfetmek bir yana iyiden iyiye boşveren Jazz'de birilerine bir takım faturalar kesileceğinin işareti gibiydi. Kötü sonuçlar bir yana , parke dışında medyaya yansıyan her sinyalde Jazz'deki huzursuz hal kelimenin tam anlamıyla tek bakışta kitap gibi okunabilecek kadar netti.


Bu duruma rağmen Sloan , geçtiğimiz hafta içerisinde sözleşme yenileyince '' Aynı tas aynı hamam , Sloan'la yola devam '' diye düşünmüştüm. O saatten sona beklenecek şey takastan başka bir şey değildi. Sloan'la Deron Williams arasındaki kopukluk anımsandığında '' Yoksa D-Will'i takas mı edecekler ? '' sorusunu akıllara getirdi , ancak Jazz yönetiminin kıydığı isim Williams değil , 23 yıllık antrenör Sloan oldu.

Aralık 1988'den beri çalıştırdığı takımına bu gece dramatik bir basın toplantısıyla veda eden Sloan'la ( O , Jazz'in başantrenörlüğüne getirildiğinde bugün NBA'de oynayan 37 oyuncu henüz dünyaya gözlerini açmamıştı ... ) Jazz'in iplerini koparan olaylar aslında geçen sezonları da kapsayan uzun bir süreçte gelişiyor. Sloan , takımın direği konumundaki Deron Williams'a yıllar yılı klasik Jazz sistemini benimsetmeye çalışadursun , Williams da içten içe '' Her şeyin değiştiği bir dünyada , her şeyin değişmeye devam ettiği bir ligde bu dışa kapalılık , bu sabit fikir nedir yahu ? '' diye düşünüp Cem Yılmaz'ın Arog filminde Arif'in beslediğine benzer duygu ve düşünceler besliyor. Git gide kutuplaşan bu fikir ayrılığı da bu sezon itibarıyle tam anlamıyla patlak veriyor. Kaynaklara göre Williams ( Olayın bu raddeye tırmanmasına rağmen suskunluğunu büyük ölçüde koruyup maç sonrası basın toplantılarında '' sadece kaybediyoruz , kaybetmeye de devam edeceğiz '' gibi kısa ve karamsar demeçler veriyordu.) son Bulls maçında Sloan'ın kenarda çizdiği hücumu oynamayıp takıma başka bir hücum oynatıyor ve bunun sonucunda devre arası taraflar soyunma odasında birbirlerinin üzerine yürüyecek boyutta bir tartışmaya tutuluyorlar.


Kısacası Williams '' Bu böyle gitmez , değişmeliyiz aksi bana gelmez '' diyor , Sloan da '' Patron benim , ben ne diyorsam o '' diyor ve bu kutuplaşma , yukarıda bahsettiğim olayın bir kaç defa yaşanmasına varacak kadar büyüyor. Sloan da Jazz yönetimiyle konuştuğunda , yönetim ibresinin Williams'tan yana olduğunu görüyor ve basıyor istifayı.

Kendisiyle birlikte yardımcılarından Phil Johnson da Jazz'deki görevinden ayrıldı.

Basın toplantısı oldukça dramatikti , hala nete düşmedi düştüğü an paylaşacağım. Jazz , geçici olarak yardımcı antrenörlerden Ty Corbin'le çalışacak. Sloan ise herhangi bir takımla çalışmayı düşünmediğini ifade etti. Yani 69 yaşında kariyerini yüzüksüz olarak tamamlayacak gibi görünüyor şu manzarada.

Deron Williams'ı mı kaybetmek , yoksa Sloan'ı mı ? Jazz organizasyonu ikinci şıkkı seçti. Ben başarının olmadığı bir yerde böylesine istikrarlı bir tutuculuğa oldum olası karşıyımdır , bu açıdan Jazz-Sloan birlikteliği bana uzun süredir zaten anlamsız geliyordu. Ama yine de garip tabi , ben kendimi bildim bileli Jazz'i bu adam çalıştırıyordu , dile kolay 23 sene.

Hayırlısı olsun , olay henüz çok taze. Yeni gelişmeler ne yönde olacak , merakla bekliyorum.

Livingston ne diyor ?




NBA takipçileri için '' NBA'de vegasın eli var mı ? '' sorusu oldum olası kafaları kurcalamıştır.

Ben dahil bir çok kimse , NBA yönetiminin işi çok sıkı tutması , bu organizasyondan ekmek yiyen herkesin zaten çok iyi paralar kazanıyor olmaları gibi belli başlı bir kaç sebebe dayanarak böyle bir şeyin olma ihtimalinin çok ama çok zayıf olduğunu , Tim Donaghy gibi vakaların da '' istisna '' sayıldığını öne sürerek böyle bir şeyin olduğuna pek ihtimal vermeyedursun , kimileri de böyle büyük bir bahis pazarına vegasın elinin değmemesinin neredeyse imkansız olduğunu ifade ederek karşı tezi savunur.

İşte bu video , '' acaba ? '' dedirtiyor.

Bobcats'in son çeyrekte 29-20'lik seriyle Celtics'i 94-89 devirdiği maçın hemen sonrası. Çok iyi bir oyun ortaya koyan Shaun Livingston , takımı 5 sayıyla öndeyken üç sayı çizgisinin arkasındaki Pierce'a el uzatmak suretiyle faül yapıyor ve 3 serbest atış kullanmak üzere onu serbest atış çizgisine gönderen harekete imza atıyor. Buna rağmen Bobcats maçı kazanıyor ve maç sonrası Livingston verdiği demeçte kendisine bununla ilgili bir şey sorulmamasına rağmen durduk yere '' Ben bahis falan oynamadım , faül yaptığım için para kazanmadım. Maçı satmadım. '' diye bir açıklama yapıyor.

Maça açılan u/0 sınırı ( alt/üst) 182.5 olunca , ve maç 183 sayıyla bitince insan ister istemez acaba diyor zaten. '' Tesadüftür canım '' deyip geçersiniz nihai skora , ancak şöyle bir demece de aynı tepkiyi vermek mümkün değil.

Ya birileri NBA'de gerçekten böyle bir şey yapıyor , ya yapılsın ya da yapılmasın böyle bir şeyin muhabbeti öyle ya da böyle dönüyor , ya da birileri Livingston'a faülü yaptığı anla demeci verdiği an arasındaki zaman diliminde '' Sattın mı len maçı ? '' gibisinden bir sataşmada bulunuyor. Yoksa durduk yere neden böyle bir savunma yapsın ki ?

Buradan , şu gaftan bir çok şey çıkarılabilir. NBA'de bu işler yapılsın ya da yapılmasın öyle sıkı tutuluyor ki , Livingston'ın şurada kurduğu cümlelerde geçen sözcükler NBA'de adeta '' yasaklı '' kelimeler hüviyeti taşıyor. En azından benim , sizin , bizim bildiğimiz NBA'de , bahis - şike - manipülasyon eksenine teğet geçen bir muhabbetin m'si dahi geçmiyor , kimse böyle bir şeye ilişkin tek kelime bile etmiyor.

Böyle bir platformda , Celtics gibi bir takımı bireysel performansınızın üst düzey olduğu bir günde devirmenizin ardından size uzatılan mikrofona '' Valla ben maçı falan satmadım '' derseniz , ta Türkiye'den bile birileri '' Noluyor yahu ? '' diyecektir , normaldir.

Dediğim gibi , Livingston'ın bu '' yasaklı '' diye zikrettiğimiz ateşle oynayan sözcükleri bir '' rutin '' 'miş gibi rahatlıkla söyleyebilmesi hayli manidar. Aklıma yukarıda bahsettiğim ihtimaller geliyor , ancak kesinlikle '' vegas '' teoremi iddiasında bulunmuyorum. Bir maç manipüle edildiyse ve misal üst bitmesi gerekiyorsa , o iş böyle son topa bırakılıp riske edilmez. Keza maçı bu şekilde manipüle eden ya da ettiren kimselerin maça yatırdığı miktar bol sıfırlıdır , ve riske edilmesi ihtimal dahilinde değildir. Bu bağlamda , özellikle organize bir şekilde çok kimselerin parmağıyla manipüle edilen maçlarda beklenen ihtimal mümkün olan en yakın fırsatta garanti altına alınır. Yani bir maç dediğim gibi üst bitecekse , o iş ilk iki çeyrek itibarıyle bitirilir , böyle son topa 3 serbest atışa falan bırakılmaz. Avrupa'da , Rusya'da , Balkanlar'da , uzakdoğu'da ve arap ülkelerinde bu şekilde manipülasyona uğratılmış çok futbol maçı vardır , ufak bir youtubing'le bu maçlara ilişkin bazı görüntülere ulaşabilirsiniz ( Hele bir Katar - B.A.E maçı vardır ki yaklaşık bir 4-5 ay önce oynanan , Katar'ın ikinci golünü mutlaka görün derim ). Genelde , beklenen ihtimal mümkün olan ilk fırsatta gerçekleştiriledursun , bazen maç geneline yayıldığı da görülür. Ancak dediğim gibi hiç bir zaman böyle son dakikaya , son topa bırakılmaz.


Yüksek ihtimalle birileri Livingston'a dediğim gibi demecin hemen öncesinde sataşıp bu korkuyu salarak mikrofonun ucunda böyle şeyler söylemesine sebep oldu. Eğer böyle değilse , bir tabudan değil bir rutinden bahsediyoruz demektir ki , bunun üzerine bir kitap bile yazılabilir.

8 Şubat 2011 Salı

Düello'yu Martin kazandı




Muhteşem bir maça sahne oldu geceki kapışma. Brooks'tan yoksun Rockets , iç sahada bileği bükülmeyen Nuggets'a diş geçirmeyi başararak çıkışını ve play-off ümitlerini sürdürdü. Melo'nun kariyer rekorunu 50 sayıyla yinelediği maçın gülen tarafı , 37 sayı 7 assistle takımını sırtlayan Kevin Martin'li Rockets oldu. Her iki oyuncudan da parmak ısırtan bir performans gerçekten. NBA ligi için maç sonrası ve maç öncesi yazıları pek sevmem , en azından Amerika dışında bu pek de akıl mantık işi değil. Çok geniş bir yazar kadronuz olması gerek bunun için , ve meraklısı dışında okuyanı yok. Ancak burada kayda değer bir düello olduğu için , arşivde bulunsun istedim.

Billups'ın ilk çeyrekten sakatlanarak geri dönemediği maçı Rockets , Brooks'tan yoksun kadrosuna rağmen ( son maç kenara alınışını protesto edip maç bitmeden soyunma odasına gitti ve yalnızca 1 maçla cezalandırıldı ... ) Scola-Martin ikilisiyle Melo'nun Nuggets'ine darbeyi indirdi. Martin 26'da 12 şut isabeti , 12'de 9 serbest atış , 8'de 4 üç sayı isabeti ve 7 assist , 4 ribaund 3 top çalma istatistiğini yalnızca 3 top kaybederek gerçekleştirip resmen şov yapmış , Scola da 16'da 9 şut isabeti , 8 ribaund 3 assist ve 4 top kaybıyla onun şovuna eşlik etmiş.

Gülen taraf Nuggets olsaydı , eminim bugün heryerde Melo konuşuluyor olurdu. Dün geceki tahmin yazımda Melo'nun en yüksek sayı ortalamasıyla oynadığı takımın Rockets olduğuna ve son 4 maçta ortalama 35 sayı yaptığına değinip oyuncu bahsi olarak üst önermiştim. Melo tam anlamıyla kendini aştı ve 24'te 16 şut , 3'te 2 iki üçlük ve 18'de 16 serbest atış yüzdeleriyle tam 50 sayı atıp ( kariyer rekoru , önceki yine 50 sayıyla Knicks'e karşıydı ) bunun üzerine 11 de ribaund ekledi. Tüm bunları 39 dakikaya sığdırdı , ancak yine de takımının yenilgisine engel olamadı.

Geçen hafta Lebron'un Magic'e attığı 51 sayıdan sonra , Melo'dan da 50+ sayılık bir performans görünce gözler 2003 jenerasyonuna dönüyor haliyle. Wade , Bosh ve Milicic'ten (!) de bir sürpriz bekliyoruz artık.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Gecenin tahminleri ( 7 Şubat '11 )


Çok fazla inceleme fırsatım olmadı , Jakarta diye bir acaip yerdeyim.

Celtics ( L ) all-star öncesi play-off'a doğru yola devam eder diye düşünüyorum. Düşüşteki Bobcats'i müthiş takım kimyalarıyla devirebilirler. Bu tip maçlar genelde kafa kafaya gider , hatta bugün Bobcats maçı önde götürürse bile şaşırmayacağım. Ancak gülen tarafın Celtics olacağını düşünüyorum , kritik dakikaları daha iyi oynayacak güce ve motivasyona sahipler.

Nuggets ( L ) da iç sahada , son 6 maçta 5 kere yendiği Rockets'i geçer diye düşünüyorum. Melo'ya ( W ) üst denenebilir , Rockets onun bu ligde en yüksek sayı ortalamasıyla oynadığı takım. Son 4 maçta ortalama 35 atmış diye okudum ESPN'de , sayı + ribaund üst denenebilir.

Lakers'a , Memphis gibi bir takım karşısında asla ve kat'a güvenemem. Hele ki Grizz'in son karşılaşmada Lakers'ı nasıl duman ettiğini hatırladıktan sonra direk ibreyi diğer maçlara çevirdim. Ancak burada da Zach Randolph ( W ) bahsi var , 36'lık limitin altında kalacağını düşünüyorum.

Hornets ise Ariza ve Okafor'suz oynadığı iki maçı da kaybetti. Hoş , ikisi de güçlü takımlardı ama yine de önemli bir detay. Bu iki oyuncu olmadan sahaya Paul-Belinelli-Pondexter-West-Gray gibi bir beşliyle çıktılar ki Paul ve West dışında kalburüstü diyemeyeceği bir beş bu. En azından Flynn-Brewer-Beasley-Love-Milicic beşlisine 9 sayı fark atamayacak kadar. Wolves ( W ) son bir kaç maçlık süreçte çok kötü , Raptors'dan bile 11 sayı fark yiyince insan ister istemez düşünüyor. Yine de kanımca avantajlı gördüğüm handikap tarafı Wolves lehinde olanıdır.


NCAA'de de ufak oranıyla Kansas ( W ) alınır , 10'luk handikabı da kapatırlar diye düşünüyorum.

Gecenin kombinesi : Celtics kazanır ( NBA ) + Kansas kazanır ( NCAAB ) ( L )

İyi şanslar.

6 Şubat 2011 Pazar

L24


Cleveland Cavaliers NBA tarihinin en büyük mağlubiyet serisi rekorunu kırmayı başardı. Peşpeşe 24 maçtır kaybediyorlar. Takım Cavs olunca bu rakam çok da abartılı gelmiyor ama NBA genelinde düşünüldüğünde insan dehşete düşüyor. Buna rağmen Quicken Loans Arena tribünleri her maç neredeyse tam kapasite doluyor. Gerçekten takdire şayan.

Söylenecek pek de bir şey yok. Umut vaadeden bir gelişme de yok. Sakat oyunculardan birinin dönmesi , yeni bir takas ( ne gariptir ki sakat kelimesinin tam tersine tekabül ediyor şimdi farkettim :) ) projesi vs. herhangi bir şey ... Hiç bir şey yok. Kaybettiler , kaybediyorlar ve kaybetmeye devam edecek gibi görünüyorlar.

Sırada Mavericks deplasmanı var , 8 maçlık seri yapan Mavs için rahat bir maç olur. Etti mi sana 25 ... Sonrasında iç sahada peşpeşe Detroit , Washington ve Clippers'a oynayacaklar. E artık bu üç maçtan birini alırlar diye düşünüyorum. Bugüne dek deplasman galibiyeti alamayan Wizards'ı da yensinler artık.

Yine de kırılması çok zor bir rekora imza attılar. Zannediyorum uzunca bir süre böyle bir rekor daha göremeyeceğiz.

Hamilton sahada


Bir önceki postta değinmiştim , Hamilton'u muhtemelen bir daha Pistons formasıyla göremeyeceğiz diye. Kuester bana inat dün bir anda çark etti ve Hamilton'a süre verdi. Pistons'ın Bucks'ı deplasmanda devirdiği karşılaşmada Hamilton 20 dakikada 15 sayı üretti. Akıl alır gibi değil , arka sokaklarda neler oluyor gerçekten merak ediyorum. Bir önceki maç sebepsiz yere , takım forması bile giymeksizin olayı kenardan sivil kıyafetlerle izleyen , 10 Ocaktan bugüne değin tek bir dakika dahi alamayan ve haliyle gönderileceği öngörülen bir oyuncu bir anda parkeye dönüyor ve etkili bir performans gösteriyor. Kendisine durum sorulduğunda da '' Hiç bir fikrim yok , oynamaya hazırım ama fırsat verilmiyor. '' cevabını veriyor.

Kuester dalga geçiyor olmalı deyip geçeceğim , keza Amerikan basınında bununla ilgili yazılıp çizilen türlü türlü farklı senaryoyu okumaktan yoruldum. Beni daha çok yoran şey ise Pistons yönetiminin fırsatlara ve durumlara karşı takındığı etkili yaklaşım.

Etkisize razıyım dedirtecek kadar negatif etkili ...

GM Joe Dumars konuyla ilgili detaylı bir açıklama yapmadı henüz. Ancak görünen o ki , takas edilecek dahi olsa ismi Pistons'la ve başarılarla özdeşleşmiş bir oyuncuya böyle muamele edilmesine taraftarlar gibi o da kayıtsız kalamıyor. Bu sevimsiz durum için Kuester'a bir brifing verdiğini düşünüyorum.

Hamilton'un takas ihtimali tüm kuvvetiyle hala mevcut , 2008'de imzaladığı , son yılı opsiyonlu 3 yıllık 34 milyon dolar değerinde bir kontratı var ve sezon sonunda sona eriyor. Bu kontrata kim , ne karşılığında talip olacak , bekleyip göreceğiz.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Gecenin tahminleri ( 5 Şubat '11 )



Bu gece detaylı analiz yapamadım , sadece öngörüden ibaret bir şeyler karalayacağım :

NBA
  • Dallas Mavericks ML W
  • Portland T-Blazers ML W
  • Atlanta Hawks ML W
  • Chicago Bulls ML L
  • OKC Thunder +2.5 W
  • Chauncey Billups +3.5 sayı vs. Michael Beasley W
  • Al Jefferson sayı + ribaund 27.5 üstü W


NCAAB
  • Pittsburgh ML W
  • Tennessee ML L
  • Stanford ML W

Hamilton Pistons'tan kopuyor


Bir Pistons taraftarı ve RIP-sever olarak , bu trajik durumu sizlerle paylaşmak bana düşüyor sanırım.

Richard Hamilton , muhtemelen bir daha Pistons formasıyla parkeye adım atmayacak. Herhangi bir sakatlığı olmamasına rağmen uzun bir süredir Kuester tarafından bench'e mahkum edilen ve tek bir dakika dahi alamayan Hamilton dün gece 92-82 biten Nets maçını sivil kıyafetlerle kenardan seyretti. Sakatlığı ya da başka özel bir durumu olmayan bir oyuncunun sivil kıyafetlerle ( ki Detroit basını bunu street clothes , yani sokak kıyafeti , günlük kıyafet olarak belirtmiş ) takımı kenardan bir yabancı gibi izlemesine ilk defa tanık oluyorum ve bunun neleri çağrıştırdığını az biraz kestirebiliyorum.

Niye böyle oldu , o da tam bir netliğe kavuşabilmiş değil. Bir oyuncuyu bir kaç maçlığına cezalandırıp terbiye edebilirsiniz. Yanlış bir şey yapmıştır , resmi nitelikte kulüp yönetmeliğince cezalandırabilirsiniz. Kontratını satın alıp serbest bırakabilir , ya da uygun bir anlaşmayla takas edebilirsiniz. Ama oynamaya hazır , yetenekli , tecrübeli ve bilinçli bir oyuncuya tamamen yabancı muamelesi yapmak nedir , aklım alabilmiş değil. Pistons yönetiminin bu duruma olan yaklaşımına da ( buna ne kadar yaklaşım denir bilemiyorum ) hayretle bakıyorum.

Ben bir Pistons taraftarıyım ve evimdeki tek Pistons forması 32 numara. Kısa bir süre öncesine kadar blogumun logosunda baş köşede yer alırdı Rip , adıyla özdeşleşen maskesiyle. Onu bu halde görmek üzücü. Hanedanlık kuran Pistons'ın 4 esaslı parçasından biriydi. Billups'ın Denver'a , Sheed'in emekliliğe gidişinin ardından geriye kalan iki parçadan biri Hamilton'du ve şimdi o da topun ağzında. Bir kaç takımla adı anılıyor ancak bu da söylentiden öteye gidebilmiş değil. O yüzden şimdilik değinmiyorum. Ama emin olduğum tek bir şey var , bu adam emekli olmadan önce Kuester'i ettiğine pişman edecek.

Hak yerini buldu


Son postta bir sitemdir gittik ama Stern'e haksızlık etmişiz. Yao Ming'den boşalan kontenjan için Kevin Love seçildi ve o da all-star kervanına katıldı. Hak ediyor muydu ; kesinlikle. 35 maç üst üste double double yapıp , 15 üzeri ribaund ortalaması yakalayıp , Dream Team'le dünya şampiyonası kazanmak ve tüm bunların üzerine bir uzun için çok garip bir şekilde yüksek yüzdeyle üçlük atmak... Daha ne olması gerekiyor ki ?

Düz bir mantıkla , Griffin'in ilk beş çıktığı bir kadroda illa ki olmalıdır Love. Keza şu an ligin batı yakasını domine eden iki uzundan biri Love , diğeri Griffin. Hangisi daha iyi tartışmasına hiç girmeyeceğim , ikisine birden duyduğum hayranlık aşikardır. Açıkçası çok sevindim , all'amayanların gönüllerdeki yeri her daim vardır ama Kevin orada olmayı herşeyiyle gerçekten hak ediyordu.

4 Şubat 2011 Cuma

All-Star'a 1-2 All-Star'a 1-2 !!!


NBA'de de '' devrecilik '' kol gezer olmuş arkadaş. Şu resimde gördüğünüz basketbol mucizesi all-star beşine yerleşti diye yer yerinden oynuyor.

Evet , bir çaylağın all-star seçilmesi Duncan , Shaq olmasına ya da Yao gibi '' torpilli '' olmasına bakar. Çin'li olmayan Griffin'in yeni bir Shaq , Duncan etkisi yaratamayacağından şüphesi olan mı var ?

Sonuna kadar hakettiği bir şeydi. Bu çocuğu ilk maçında dahi izlediğimde '' All-star '' demiştim. O olmasında kim olsun Allahaşkına ? 23 sayı 13 ribaund ortalamayla oynuyor ve bunu çok şut kullanarak egoist bir tavırla yapmıyor. Yapması gerekeni yaparak üretiyor bu rakamları. %52'yle şut atıyor , 12 üçlük denemesinde 6 isabet buldu ve 3.6 assist yapıyor. Buna rağmen 0.58 blok ortalaması ve %61'le serbest atış atıyor olması hala eksikleri olduğunu gösteriyor.Olsun , hangimiz mükemmeliz ki ? Üstelik eksikleri var dediğimiz bir adama göre sahada inanılmaz şeyler yapıyor , ve tüm bunlara muazzam bir görsellik sosu ekliyor. Açıkçası yeni nesil oyuncular arasında izlemekten bu kadar keyif aldığım bir oyuncuya rastlamayı uzun zaman olmuştu.

Evet , şu satıra kadar yazdıklarım , '' Yao'nun yerine kim ilk beşe seçildi ya ? '' sorusuna cevap olmuştur sanırım. Rockets'in kontratı için esneklik kullandığı Yao all-star'ı tribünlerden ve hatta belki de evinden izleyecek ve onun yerine Griffin sahada olacak.

Öte yandan All-Star'ın Batı takımını Spurs mucizesinin mimarı Gregg Popovich , Doğu takımını ise Celtics koçu Doc Rivers yapacak. İlk beşler dışında yedekler de şu şekilde olacak :


Batı :
Tim Duncan
Pau Gasol
Rusell Westbrook
Blake Griffin
Manu Ginobili
Dirk Nowitzki
Deron Williams

Doğu :
Ray Allen
Paul Pierce
Rajon Rondo
Kevin Garnett
Chris Bosh
Joe Johnson
Al Horford


Vay be , tam 4 Celtics'li var. Haketmiyorlar mı , tartışılır. Griffin Griffin deyip duruyoruz ancak bu ligde '88 doğumlu Kevin Love gibi bir mucize var. Eğer sadece bu sezonu baz alıyorsak bence Gasol'den de iyi Duncan'dan da. En azından Duncan'ın yerini alabileceğini her türlü desteklerim. Umarım Stern Yao Ming'in yerine onu seçer. Kulislerde Nash ismi var. O da kesinlikle hakediyor , en azından Williams'ın olduğu bir kadroda Nash ismi işten bile değil. Ancak Love'a yazık oluyor , demeden edemeyeceğim. Aldridge seçimine katılmıyorum , o kadar sakat ve eksiğin olduğu bir takımda o kadar sorumluluk alıp o rakamları yapması gerekiyordu zaten. Çok da ekstra bir şey yapmadı yani. Andre Miller '' Griffin'i nasıl seçerler bee '' diye kıyametleri koparadursun , bence Griffin olmasa dahi Aldridge'e sıra gelmezdi. Umut fakirin ekmeği. Bunlar dışında diğer seçimlere pek de takılmadım , Westbrook içinse çok mutlu olduğumu belirtmeliyim. Bu çocuğun hayatı film olur böyle giderse , demedi demeyin. Bu ayki NBA Türkiye'de kendisiyle ilgili yazıyı da kaçırmayın derim.

Doğu'ya bakarsak Celt'ler dışında göze batan isim olarak Horford tartışılır gibi. Ona alternatif çok isim var , mevzu Hawks'sa şayet Joe Johnson derim.

Neyse , eyyorlamam bu kadar. Değiştiremeyeceğimiz şeyler için babanemin tabiriyle '' lafı çokaltmanın '' pek de manası yok. Arkamıza yaslanıp keyfini çıkaracağız artık.

Gecenin tahminleri ( 4 Şubat '11 )


Miami'nin bu sezon iki kez yendiği Bobcats'e yine üstünlük kurabileceğini düşünüyorum. Yeter ki son dönemde gösterdikleri savunma performansını sürdürüp Bobcats'i hücumda bocalatabilsinler. Dün geceki yorucu Magic galibiyeti takımı fiziksel olarak yıpratsa da moral olarak da bir o kadar tetikledi. Bu gece kazanmak için maça maç boyu ortak olmaları yetecektir. Son darbeyi savunma ve yıldızların hücum performansıyla indiriyorlar zaten.

Heat ML ( Güven : 6/10 ) W

Beasley'le ilgili detaylara '' üzümü ye bağını sorma '' diyerek girmemeyi tercih ediyorum. Bir aksilik olmaz da bilinen rutin devam ederse bu bahis tutar.

Beasley 27.5 sayı + ribaund altı ( Güven : 7.5 / 10 ) W

Magic'de Bass'in yokluğu önemli etken , ancak back to back maçında Wizards gibi bir takıma kaybetmek işleri tümüyle tersine çevirebilir. Peşpeşe üçüncü mağlubiyet hiç iyi sinyal değil all-star arası öncesi. Magic 4 maçtır yendiği rakibini , bu denli düşüşte yakalamışken yenecektir diye düşünüyorum.

Magic ML ( Güven : 7 / 10 ) W

Spurs de son 17 karşılaşmanın 16'sında devirdiği Kings'i bu mis gibi oranıyla yener handikabı da kapatır diye düşünüyorum. Bu ligde yenemeyecekleri takım yok gibi , '' Küçük takımlara güçleri yetiyor hele bir de zor fikstür gelsin bakalım '' diyenlere inat son maçta Staples Center'da Lakers'ı da devirmeyi başardılar. Şu bahis için tek zıt etken deplasman olması ve Kings'in daha çok dinlenmiş olması. Yine de farketmez , şu ivmedeki Spurs'ün , 2006'dan beri böylesine üstünlük kurduğu bir takımı sırf çekirdek kadrosu ve tecrübesiyle yenmesi dahi muhtemel.

Beasley için bahsettiğim '' Üzüm - Bağ '' teoremi Evans için de geçerli. 27.5 bareminden '' alt '' bahsini öneririm.

Spurs ML ( Güven : 8.5/10 ) W
Spurs -4 ( Güven : 7 / 10 ) W
Tyreke Evans under 27.5 sayı + assist ( Güven : 8.5 / 10 ) L


Diğer maçlarla ilgili öngörülerim :

Wolves + 3.5 L
Hawks ML W
Dallas +6.5 W
Thunder ML W

3 Şubat 2011 Perşembe

Gecenin tahminleri ( 3 Şubat '11 )




Yoğunluk ve dinamik tempo , nihayetinde yorgunluk ve kafa dinleme süreci...

Dolayısıyla bir kaç gündür detaylandırmıyorum. Sanırım bu beni yormadığı gibi okuyucuyu da yormuyordur. Güven/Stake belirtmek suretiyle bundan sonra bu şekilde devam etmeyi düşünüyorum. Gelecek tepkilere göre yeniden revize edebilirim. Buyrun ;

NBA:

- Stephen Curry under 30.5 sayı + assist ( Güven : 8.5 / 10 )W

NCAAB :

- California kazanır. W
- Tennessee kazanır. W

2 Şubat 2011 Çarşamba

NBA'de gecenin tahminleri ( 2 Şubat '11 )


NBA

- Elton Brand sayı + ribaund under 25.5 ( Güven : 7/10 ) W
- Michael Beasley sayı + ribaund under 27.5 ( Güven : 8.5 /10 ) W
- Brandon Jennings sayı + assist under 19.5 ( Güven : 6.5 / 10 ) W
- Suns ML ( Güven : 8/10 )W
- Suns -5 ( Güven : 7/10 ) W
- Pacers ML ( Güven : 7.5 / 10 ) W
- Hornets +7.5 ( Güven : 8/10 ) L

NCAAB

- West Virginia MLW

- St. Johns ML W

1 Şubat 2011 Salı

Adam olacak çocuk


Blake Griffin , abisi Taylor'un yardımıyla smaç yapıyor. Açıkçası pek şaşırmadım.

Gecenin kombinesi ( 1 Şuıbat '11 )


Bu gece detaylı tahmin veya analiz yapmadım. Devrelerimin yandığı bir gün , ne yormak ne de yorulmak istemiyorum.

Celtics , Rondo-Allen-Pierce-Garnett-Shaq gibi bir beşle ve kusursuza yakın bir oyun sistemiyle , Kings gibi bir takımı yenemeyecekse ben para kaybetmeye razıyım , 1.34 oran bu nispette kıymetlidir diye düşünüyorum.

NCAA'de de Colorado , gecenin seçimleri arasında en sağlamı gibi görünüyor.

Kombinesi 1.80 civarı.
İyi şanslar.

WON