28 Kasım 2010 Pazar
Kral çıplak
Spoelstra'nın , süper üçlünün ağırlığını kaldıramayacağını herkes az çok tahmin ediyordu zaten. Lebron da buna inanan isimlerin başında geliyor. Son zamanlarda ortaya çıkan Heat oyuncularının Spoelstra'yı göndermek için maçları salladıkları söylentisinin üzerine şu görüntü tam da tuz biber oldu. Heat Batı konferansında oynayan bir takım olsaydı şu halleriyle ilk turda bunları Thunder eler derdim.
Lebron Cleveland'dan ayrıldığı dönemde Cavs yönetiminin Cleveland'ın Lebron James'li Heat'ten önce bir şampiyonluk kazanacağını iddia etmesi bir çoğumuzu kıs kıs güldürmüştü. Sanırım Heat'in şampiyon olamayacağını kast ederek bunu söylediler. Şu an Cavs 7-9 , Heat ise 9-8. Garip değil mi ?
Harekete gelince. Büyük bir oyuncu , gerçek bir süperstar , her ne olursa olsun , yerden göğe haklı bile olsa başındaki antrenöre böyle bir şey yapamaz , yapmamalı. Lebron'un saçma bir şekilde kıyas edildiği Michael Jordan asla böyle bir şey yapmazdı.
Jordan Heat'e de gelmezdi zaten. What should i do falan da demezdi. Vay be Lebron , sen de kofti çıktın.
NBA'de günün tahminleri ( 28 Kasım )

Bledsoe'nun da durumunun kritikleşmesiyle birlikte Clippers Griffin & Gordon ikilisinden ibaret bir takıma döndü desek yeridir. Lakers'ı da geriden gelerek yenen ve iyice havaya giren Jazz'ın sürprize mahal vereceğini zannetmiyorum. Millsapp & Jefferson ikilisi Griffin'i savunmada da hücumda da yoracaktır. Boyalı alanda Jazz üstünlüğü muhtemel. Öte yandan Bledsoe ve Davis'in de yokluğunda Deron Williams'ın gözü kapalı şov yapması icab eder. Jazz rahat bir galibiyetle döner Staples Center'dan diye düşünüyorum.
Jazz ML Jazz -6
Thunder bu sezon 11-5'le yoluna devam ediyor ve son maçta da Pacers deplasmanından galibiyetle döndüler. Green'in bu gece yeniden takımla sahada yer alma durumu var. Şayet kötü hisseder de oynamazsa Ibaka ilk beşteki yerini alacak. Thunder'ın Brooks ve Ming'den yoksun Rockets'e karşı oranı bana fazla gibi geldi. 1.66 civarı bir şeydir ederi kanımca. Rockets son maçta ligin en zayıf halkalarından Bobcats'e kaybetti. Pek parlak bir görünt çizmiyorlar. Hücumdaki verimleri düştü ve zor bir dönem geçiriyorlar.
Thunder'ın Supersonics döneminden bu yana ilk defa 6 deplasmanı peşpeşe kazanma imkanı var. Bu gece Rockets'i yenerlerse bu unvana erişecekler. Çok da teknik yoruma girmeyeceğim. Son yorumda da dediğim gibi , Thunder'ın gidişatıyla birlikte Durant & Westbrook ikilisine güveniyorum.
Thunder ML
Billups'ın yokluğunda zorlanan Nuggets Melo ve ekürileri şeklinde yola devam ediyor. Takım görüntüsünden uzaktalar. Billups'ın yokluğu teknikten ötede mental anlamda da kendini hissettiriyor. Dümensiz gemi gibi misali hücumda çok lakayıt bir görünüm sergiliyorlar ve bu da son maç performanslarına kötü yönde yansıyor. Rose & Boozer ikilisinden yoksun Bulls'a az daha kaybediyorlardı , sanırım daha da bir şey dememe gerek yok. Suns'ın kazanabileceğini düşünüyorum.
Suns +4.5
Bu sezon 25W 16L
26 Kasım 2010 Cuma
Günün tahminleri ( 26 Kasım )

Kısaca özet geçmek durumundayım :
Son 7 maçının 6'sını kazanan Raptors'un , 2 maç önce 102-101 devirdiği Boston'dan 11 fark yemeyeceğini düşünüyorum. Aynı Boston son 7 maçının 3'ünü kaybettiği gibi 1-2 tanesinde fark yapabildi. Nets'i bile 6 farkla yenebildiler. Rondo yokken işleri zor. Raptors ikinci bir sürpriz patlatabilir.
Raptors +10
Aynı zamanda Bargnani'nin gene 23 ve üzeri sayı , 4-5 civarı ribaund üreteceğini ve Garnett'e 3 üzeri fark atabileceğini düşüyorum. Maçla ilgili ikinci tercihim bu yönde.
Bargnani -3 vs. Garnett ( sayı + ribaund )
Rockets'in Bobcats'in 1-2 gömlek üstün bir takım olduğunu düşünüyorum. Bana sorarsanız şu haldeki ve form durumundaki Bobcats'in 5 ve üzeri farkla yenebileceği 2-3 takım ya var ya yok. Rocks tarafı avantajlı
Rockets +4
Benim bildiğim Thunder için Pacers maçı çıtır çerez niteliğinde olmalı. Günlerden cuma olması ve deplasman olması ürkütücü , Pacers rüzgarı arkasına aldığında çok fena bir takım olabiliyor. Lakin ben Thunder'ın gidişatına ve Westbrook & Durant ikilisinin formuna güveniyorum. Maçın kopmasına izin vermeyeceklerdir ve tutunurlarsa kazanırlar diye düşünüyorum.
Thunder ML
Griffin son 3 maçtır harikalar yaratıyor. Sırasıyla 44-22-25 sayı üretti ve dün gece muhteşem bir maç çıkardı. Onu izlemek başlı başına bir keyif. Uzun oyuncu olmasına rağmen bir skorer gard gibi penetre ve pick and roll yapıyor. Amare Stoudemire'in en iyi zamanlarındaki ayarda bir oyuncu olacak bir kaç sene içinde , şayet bir sakatlık yaşamaz ise. Muhteşem bir tarzı var , şutu biraz daha ilerlerse durdurulamaz bir oyuncu olacak. Çevik , hızlı , atletik ve esnek olması onu hızlı takımlara karşı avantajlı kılıyor. Kaman ve Davis yokken Gordon'la ikisi büyük sorumluluk alıyor ve hakkını da veriyorlar. New York'a 44 atan Griffin'in Suns'a karşı 20-25 sayıyı rahat atacağını düşünüyorum. Nash'e en az 4-5 sayı fark atacağını tahmin ediyorum. Hele ki maç Suns lehine koparsa bahisimiz daha da kolaylaşacaktır.
Griffin -1 sayı vs. Nash
10 maçta 5 defa ilgili sınırı geçen bir Deng'in , Rose'un olmadığı , Gibson'un şüpheli olduğu bir maçta ( ki boozer zaten yok ) , Denver gibi savunma özürlü bir takıma karşı birinci derecede sorumluluk alacağını ve rahatlıkla over yapacağını düşünüyorum. Sırf sayıyla bile 20+ yapması muhtemel.
Luol Deng over 25 ( sayı + ribaund )
22 Kasım 2010 Pazartesi
NBA'de gecenin tahminleri - 22 Kasım

Udrih'in ortalamalarının pek bir önemi yok gibi , keza 10 maç oynayan oyuncunun son 4 maçta süreleri gözle görülür düzeyde azaldı. Önceleri 30-35 dakikadan aşağı süre almayan oyuncu son 4 maçta 20-21 dakika ortalamayla sahada kaldı ve bu süreçte 11 sayı 4 assist civarı ortalamalar yakaladı. Ki bu 4 maçtan birinde savunmadan bihaber Knicks'e karşı 18 sayı üretmişti , onu saymazsak ortalamaları bir hayli düşüyor son dönem itibarıyle. Bu gece Jazz gibi bir deplasmana gidecekler. Udrih'in ortalamalarının üzerine çıkabilmesi için ilk beşe yeniden yerleşmesi gerekiyor. Bu gece bu dönüş olmaz da oyuncu son dönem performans grafiğine paralel rakamlarda kalırsa kazandık demektir.
% 100
Lokavt mevzuları

Her ne kadar bana pek gerçekçi gibi gelmese de NBA'de lokavt korkusu her geçen gün daha da artıyor. Bana neden gerçekçi gelmediğini sorarsanız ; NBA dünyanın her yerinde çarkları hızla dönen başlı başına bir sektör ve uzun yıllardır dünyanın bir çok yerinde milyonlarca insan bu sektörden ekmek yiyor. Bu çarkın durmasının kimseye herhangi bir şekilde bir şey kazandırmayacağı aşikar. Bu , en son ve en kötü ihtimal nihayetinde.
Kendi çalıştığım havacılık sektöründe de bu tip grev-lokavt söylentileri her toplu sözleşme öncesinde çıktığı için duruma alışkın sayılırım aslında. Daha kendisi gelmeden korkusu gelir bu tip şeylerin , neticede bu şekilde sendikaya bağlı olarak çalışan büyük sektörlerde grev-lokavt ikilisi en kötü ihtimaldir. Özellikle de kurumlar için zarar teşkil eder. Bu korku yayılır yayılmasına ama umulmadık anda umulmadık şekilde de anlaşma sağlanır. Ki zaten anlaşmanın sağlanması için ( arabulucu vs. ) bir çok yola başvurulur. Keza yukarıda da bahsettiğim gibi grev ya da lokavt en kötü durum senaryolarından biridir ve gerçekleşmesini kimse istemez.
NBA'de de bir çok takım ( ki kapanmaları gündemde ) belli bir süredir istikrarlı bir biçimde zarar yazıyor. Grizzlies , Kings , Clippers bunlara örnek olarak gösterilebilir. Bu ekonomik kriz durumunda da takım yönetimleri ve NBA kolları sıvamak durumunda. Bilirsiniz , işletmelerde en büyük gider personel giderleridir diye bir durum vardır. NBA'de de bu böyle ; oyuncuların bu işin birer personeli oldukları varsayılırsa , en büyük giderin de onlar olduğu anlaşılabilir.
İşte NBA yönetimi de klasik işletme kurallarından şaşmadı ve ekonomik krizde ilk faturayı yine personele kesme kararı aldı. Yani , oyuncuların maaşlarından kırpma yöntemiyle ekonomik olarak gerilemeye giren çarkların yeniden pozitif yönde dönmesine ilişkin bir proje başlattı ve NBA oyuncular birliği de haliyle duruma şiddetle karşı çıktı. Bu noktada ortaya çıkan anlaşmazlık sebebiyle NBA'de lokavt riski meydana gelmiş durumda.
Konuyla ilgili NBA Türkiye dergimizin ( tek basketbol dergimiz olması açısından söylüyorum ... ! ) editörü usta kalem Mete Aktaş'ın yazısını okumanızı öneririm.
Burada da bahsedildiği üzere lokavt durumunda NBA oyuncularının kariyerlerine geçici bir süreliğine Avrupa'da devam etme durumları var ki bu da evlere şenlik bir durum olur. Durum ciddi , Avrupa'da oynayabileceğini açıklayan isimlerin başında Paul Pierce geliyor. Gerisini varın siz düşünün.
Bu satıra kadar yazdıklarımın bir varsayımdan ibaret olduğunu ve bana sorarsanız lokavt falan olmayacağını da içtenlikle belirteyim. NBA'den elde ettiğiniz kazancın 3'te birinden feragat edip cebinize kalan üçte ikilik kısım bile Avrupa'da kazanacağınınz paranın bilmem kaç katıdır. Şayet NBA yönetimi geri adım atmazsa bile ( ki bence takımların ve ligin bekası açısından atmayacaklar , atmamalılar ) oyuncular birliği geri adım atacaktır. En azından bir orta yol bulunur diye düşünüyorum. Nihayetinde mantık çerçevesinde de düşünüldüğünde NBA yönetimi haklı gibi gözüküyor.
Ne var canım , 24 milyon dolar değil de 16 milyon dolar kazanıversin Kobe efendi ! Ne olacak yani !
Aklıma Kolpaçino filminde Şafak Sezer'in canlandırdığı Özgür tipinin '' Ben ebimi kiraya veriyorub , 15 min lira geliyo ay sonuna kadar idare ediyo yani beni '' deyişi geldi :) Bilmem anlatabildim mi ? :)
20 Kasım 2010 Cumartesi
NBA'de gecenin tahminleri - 20 Kasım

Son iki maçta deplasmanda Sacramento ve Golden State'i deviren Knicks'in , Kaman-Davis ikilisinden yoksun Clippers'a takılmadan yoluna devam edeceğini düşünüyorum. 1.5'luk handikap da cabası.
Knicks +1.5
Deplasman takımlarına - hcp almayı pek tutmam. Bugün de batıda zaman zaman sürprizler yapabilen Grizzlies'in kötü gidişatı durdurmak adına ligin en güçlü takımına karşı motivasyon sağlayabileceğini düşünüyorum. Kaldı ki bugün cumartesi olduğu için ve rakip Big Three'li şampiyonluk adayı Heat olduğu için salon hiç olmadığı kadar dolu olabilir ve bu da Grizzlies'in motivasyonunu olumlu yönde etkiler. Böylesine çöküşteki her takım cumartesi gecesi sahasında Heat gibi bir takımı yenip silkelenmeyi ister.
Heat cephesinde süperstar Wade dün gece grip sebebiyle 36 dakika sahada kalmasına rağmen oldukça etkisizdi ve 13'te 4 isabetle 11 sayı üretebildi. Bugünkü maçta oynayıp oynamayacağı kesin değil ancak ortada sağlıklı bir Wade olmadığı kesin gibi. Grizzlies handikap bu şartlarda değerlidir diye düşünüyorum.
Ayrıca şayet Wade oynar ve yine böyle etkisiz kalırsa bire bir kıyasta Randolph'un gerisinde kalabilir. Randolph'un ribaundlarda üstünlük sağlayacağı aşikar zaten.
Bunun haricinde yükselişe geçen Bosh da Bron'la beraber yükü çekecektir. 35 sayılık performansın hemen ardındaki maçta 22-14 yapan Bosh'un bu gece de 25.5 baremini aşabileceğini düşünüyorum. Hele ki Wade yoksa 16-10 yapması işten bile değil. Kaldı ki Grizzlies karşısında Bosh'un son 7 maçtaki sayı ortalaması 25.4 zaten.
Grizzlies +6.5
Zach Randolph +2 sayı + ribaund vs. Wade
Chris Bosh over 25.5 sayı + ribaund
NBA'de bu sezon 18W 11L
16 Kasım 2010 Salı
15 Kasım 2010 Pazartesi
NBA''de gecenin tahminleri - 15 Kasım

Wolves bu sezon gelecek adına iyi sinyaller veriyor. Geçtiğimiz yıla nispeten mesafe kat etmiş durumdalar. Bunda Beasley , Johnson gibi takviyeler ve gelişimleri devam eden Love gibi isimlerin etkisi büyük. Bobcats ise geçtiğimiz yıla nazaran daha kötü bir sezon geçiriyor. Oyun kurucu mevkiindeki Felton kaybı onlara özellikle savunmada zaaf yaşatıyor. Son Jazz maçı için de aynı şeye değinmiştim ve maçın son basketini de o gün vurgu yaptığımız isim Deron Williams atarak 1.86 orandan Jazz galibiyetini getirdi. Jackson'un takas edilme senaryolarıyla birlikte arka alandan da istediği motivasyonu ve verimi alamıyor Bobcats. Savunmaları istikrarlı sayılır ama tıpkı geçen sezon gibi 2-3 ay içerisinde tam olarak oturtabiliyorlar çarkları yerine. Geçen sezon lige başladıkları ilk Ekim ayında ortalama 105 sayı yiyen Bobcats Ocak geldiğinde bunu istikrarlı bir düşüşle 80'lere çekmeyi başarmıştı. Bu sezon da play-off'un son sırası için aynı istikrarı kovalayacaklar ama bu defa işleri daha zor.
Fazla da teknik detaya girmek istemiyorum. Lakers'a kan kusturan , son 3 maçından 2 galibiyet çıkaran Wolves için bu maç hedef maç konumunda. Yani mesele 9-10 fark yeme değil kazanıp kaybetme meselesi onlar için. Açıkçası son Kings maçından 5.40 orandan ML almadığım için pişman olmuştum , bu gece ufak miktarla 5.00'lık oran değerlendirilebilir. Evinde henüz maç kazanamayan Bobcats favori olabilir ama bence arada 9 handikaplık bir fark yok , Wolves'ın kazanması büyük bir sürpriz olmayacağı gibi handikapta kalması da kanımca oldukça olası görünüyor. Dediğim gibi bu hedef maç ve kötü durumdaki Bobcats'e yenilseler de direneceklerdir. Handikap 5-6 dolaylarında olmalıydı diye düşünüyorum.
Minnesota Timberwolves +9
Stuckey son 3 maçın hepsine 17'şer sayı üretti. Takımın patlayıcı guard'ı konumunda ve bu mevkiyi Gordon , Hamilton gibi isimlere kaptırmamak adına oldukça istikrarlı bir grafik çiziyor. İçeriye yaptığı ani drive'larla bol bol basket ve faül imkanı bulduğu gibi ikili oyunlarda da kolaylıkla assist'e gidebiliyor. Sezon ortalamalarının üzerine çıkmasını düşündüğüm tempolu geçmeye aday bu maçta da sayıyla dahi over yapabileceğini düşünüyorum. Son Warriors maçında 21 sayı 9 assist yapmıştı. Baremi geçememesi sürpriz olur diye düşünüyorum.
Rodney Stuckey sayı + assist 22.5 üstü
Ayrıca Hornets'in 4'lü handikabı bu maç için fikir arayan arkadaşlar için uygun gibi. Paul'un Kidd'e üstünlük sağlayacağı 9.5'luk handikaptan belli oluyor. Okafor Dirk'ü biraz yavaşlatabilir , West , Ariza gibi isimler de ekstra katkı yapabilirlerse Hornets namağlupluğunu sürdürebilir. 4 handikap diğerine nazaran daha kıymetli.
Hidayet'in de yine sadece sayıyla over yapması mümkün. Denver - Phoenix maçlarının temposu ortada , barem de 220 dolaylarında. Hidayet ceza şutlarını kesebilirse ortalama bir yüzdeyle 10+ sayı 5+ ribaund üretebilir.
Herkese keyifli bir NBA gecesi , bol şans ve iyi bayramlar diliyorum.
13 Kasım 2010 Cumartesi
NBA'de gecenin tahminleri ( 13 Kasım )

12 Kasım 2010 Cuma
11 Kasım 2010 Perşembe
NBA'de gecenin tahminleri - 11 Kasım

Boston Celtics @ Miami Heat
NBA'de her takım , her sezon play-off'lar haricinde tam 82 tane maç oynar bildiğiniz üzere. Bunun nasıl bir fikstür karmaşası olduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur. Fikstürler açıklandığında basketbol yayını yapan yazılı ve görsel medya organları bir liste çıkarırlar '' Kesinlikle kaçırılmaması gereken maçlar '' diye. Bu ayki NBA Türkiye sayısını okuyanlar da üstad Yiğiter ULUĞ'un kaleminden biz Türkler için kaçmaz nitelikteki maçları okuyabilirsiniz.
Bu tip maçlar , iki oyuncuyu karşı karşıya getiren bire bir düellolar olmadıkları sürece ,yani erken final niteliğinde iki büyük takımın maçı olduğu sürece , bilin ki bu size + 1 galibiyet getirmekten ibaret bir maç değildir. Vitrin maçıdır. İleride karşılaşabileceğiniz , bir sezonluk emeğinizi bir anda çöp edebilecek türde bir kapışmanın ön simülasyonudur. Oynamak , ve kazanmak isteyeceğiniz , performansınızı en üst seviyede kullanmanız gereken bir maçtır.
Bu yıl Heat - Celtics ikilisi kaç defa karşılaşacaklar bilmiyorum , ancak bu karşılaşma işte tam yukarıda bahsettiğim kalıba uygun nitelikte.
Celtics 8 maçın 6'sını kazanırken , kalan 2 maçta Cavs'e ve Mavs'e kaybettiler. Birine 8 , diğerine 2 sayıyla.
Heat ise yoluna 5-3'le devam ediyor.
Celtics'te değişen pek bir şey yok , yaşlanmış kadro şarjördeki son kurşunlarından birini harcıyor bu sene. Yine aynı mantalite , biraz rötuşlanmış bir kadroyla aynı çapta yeni sezona devam ediyorlar ve hala şampiyonluğun en büyük adaylarından biri durumundalar.
Heat ise yepyeni bir kadroyu oturtup big three'siyle Celtics'in big three'sini geçmeyi ve en azından doğu konferansı şampiyonu olmayı hedefliyor.
İlk maçlar itibarıyle edindiğimiz bir çok izlenim var , lakin en kritiği şu . Bu Heat'ten şampiyon falan olmaz. En azından şu ana kadar öyle bir izlenim vermediler.
Bunun bir çok sebebi var tabi. Nihayetinde yepyeni bir takım , 3 süperstar. Bunların bir arada uyum içerisnde oynamaları ve bu isimlere entegre olacak diğer oyuncuların rotasyonda doğru şekilde yerleşmeleri zaman alacak. Piyasada büyük bir yanılgı var , herkes bu üç adamın sihirli değnek değmişcesine bir anda uyum içerisinde oynayıp ligi domine etmesini bekliyor ! Bence Heat'in üzerindeki bu beklenti , onlara büyük haksızlık ...
Bu beklentiyle Heat'i izleyenler de , Nets karşısında bile ilk yarıda zorlandığını görüp '' Bunlardan şampiyon falan olmaz '' diyorlar. Şu an için haklılar , ileriki dönemlerde durumun ne olacağını zaman gösterecek.
İşin özeti şu ki Celtics daha hazır olan taraf. Bugün play-off olsa doğu finalini zorlarlar ve hatta gidebilirler. Bu büyük kapışmada onları daha şanslı görüyorum. Ki aynı sahada geçen haftalarda oynanan maçı da Celtics 88-80 kazanmıştı.
Shaq bugün dönecek. Delonte West , Kendrick Perkins , Avery Bradley ve Jermaine O'Neal sahada olamayacak isimler.
Heat cephesinde tek eksik Mike Miller.
Kafa kafaya gördüğüm bu maçta Celtics'in galibiyet imkanı olduğunu düşünüyorum. Heat'in havaya girmesine izin vermezlerse maçı son periyoda kadar taşıyıp kazanabilirler. Heat dün geceden yorgun ve moralsiz , Jazz'e son çeyrekte çok kötü bir şekilde kaybettiler bildiğiniz üzere.
İki takım da peşpeşe ikinci mağlubiyetini almamak için savaşacak. Bu da önemli bir detay.
Pick : Boston Celtics +6.5
Los Angeles Lakers @ Denver Nuggets
Lakers , 9-0'la başladığı sezonu three peat'le , yani peşpeşe üçüncü şampiyonlukla bitirme amacında. Her şey muhteşem gidiyor ve bana sorarsanız geçtiğimiz iki sezondakinden dahi daha iyi durumdalar. Bynum döndüğünde neler olacak düşünmek bile heyecan veriyor. Yaz döneminde yaptıkları '' cuk oturur '' nitelikte hamlelerin meyvesini yiyorlar ve bana sorarsanız 65 galibiyet almaları için hiç bir eksikleri yok. Phil Jackson'un ekibi , triangle offense'in üstadına basketbola veda edeceği bu son sezonunda Bulls yıllarındaki 70 küsür galibiyeti anımsatmak adına herşeyi yapıyor.
Nuggets ise geçtiğimiz sezonlarda batının zirvesine oynarken , şu an itibarıyle uzunlarından yoksun bir biçimde Melo-Billups-Afflalo üçlüsüyle lige tutunmaya çalışıyor. Bu sezon takımda bir takım değişiklikler olabilir , mesela kontratı biten K-Mart'ı Melo'yu takımda kalmak için ikna edebilecekleri bir yıldızı almak için takas edebilirler. Gerçek olan şu ki şu anki manzarayla Hornets'e ya da Thunder'a elenmeleri işten bile değil. Son Pacers maçı kelimenin tam anlamıyla berbattı. Rakiplerinin üçüncü çeyrekte kullandığı 21 şutun 20'sinde isabet bularak ( kaçan şut da 1.9 saniye kala atılan üç sayı denemesiydi ... ) 54 sayı atmasına engel olamayacak kadar aciz durumdaydılar. Yahu af buyurun da , ulan faül yapar gene attırmazsın , 20/21 isabetle 54 sayı yemek nedir yahu ?! Pacers gibi bir takımdan üstelik.
Bu gece Lakers'a karşı Allah yardımcıları olsun diyorum. En büyük koz konumundaki Melo'yu Artest'in savunacağı düşünülürse , Nuggets'ın işi yaş gerçekten. Çember altında Nene'nin Odom & Gasol ( ki harika oynuyor bu sezon ) ikilisiyle baş etmesi faül problemi doğurabilir ve bu alanda K-Mart & Andersen ikilisinden yoksun Nuggets iyiden iyiye zorlanabilir.
Lafı daha fazla uzatmak istemiyorum. Lakers'ın 9-0 gibi bir seriyi şu haldeki Nuggets'a kaptıracağını düşünmüyorum. Muhtemelen 10-0 olur o seri bu gece.
Pick : Los Angeles Lakers ML
NBA'de bu sezon 9W 8L
Not : Bundan sonra tahminlerimde stake yok arkadaşlar. Bir pick verdiysem , bilin ki güvenim tamdır. Tam güvenemediğim maçları pick olarak vermektense , fikir edinmek isteyen arkadaşlar için ufak yorumlar halinde geçeceğim. Herkese keyifli bir NBA gecesi ve bol şans dilerim.
Adam olacak çocuk ve Adam gibi adam


Noah zehir zemberek
Kevin Garnett'in hırsını kendime örnek aldığıma , onu forumlarda bir zamanlar kendime avatar yaptığıma ve idol bellediğime dair pişmanlığımı geçenlerde dile getirmiştim.
Sanırım bu konuda yalnız değilim. Buyrun , Bulls'un genç uzunu Noah'ın geçtiğimiz gün katıldığı bir TV programında KG için söyledikleri :
"Çok acımasız birisi. Hiç sevgi yok. Sıfır. Üstelik çok da çirkin. Büyürken odamın duvarında posteri asılıydı. Onun numarasını seçtim ve oynarken giydim. Gerçeği söylemek gerekirse çaylak sezonuma kadar da ona hayrandım. Ama hepsini yok etti. Bana çaylak sezonumda çok kötü davrandı ve beni ezmeye çalıştı. İşin ilginç tarafıda hep çaylaklara veya Avrupalılara öyle yapıyor. Sebebini bilmiyoum ama Avrupalıları sevmiyor galiba. Ben de trash konuşurum, ama onun kadar seviyesiz konuşan yok. Biraz anlayışlı davran. Yok hayır."
KG'den hala ses yok ve Charlie V olayının üzerine bu açıklamanın da patlamasıyla direk suçlu adam , pis adam , kaka adam konumuna düştü camiada. Nasıl bir tepki vereceğini merak ediyorum açıkçası.
10 Kasım 2010 Çarşamba
NBA'de günün tahminleri - 10 Kasım

Houston Rockets @ Washington Wizards
Ballı börek

NBA , dün gece uzun yıllar unutulmayacak bir maça sahne oldu. Indiana Pacers öyle bir üçüncü çeyrek performansı gösterdi ki , Nuggets adeta neye uğradığını şaşırdı.
Tempolu ve bol skorlu geçmesi beklenen maçın üçüncü çeyreğinin bitimine 1.9 saniye kalana dek , Pacers takım olarak o çeyrek boyunca kullandığı 20 şutun tamamında isabet bulmuş ve tam 54 sayı üretmişti. 1.9 saniye kala Josh McRoberts'ın kullandığı şut da basket olsaydı Pacers kırılması zor bir rekorla dünya basketbol tarihine geçecekti. McRoberst konuyla ilgili '' O an bu durumdan haberim yoktu. Belki bir iki fake daha gösterseydim ya da topu Dunleavy'e atsaydım daha iyi olabilirdi. '' demiş.
31 sayısının 24'ünü 3'üncü çeyrekte atan Dunleavy de şakayla karışık '' Bilsem gidip topu ondan alırdım. '' diye takılmış takım arkadaşına.
Bu arada Dunleavy'nin de o çeyrek boyunca 5'te 5 üç sayı isabeti yakaladığını da hatırlatalım.
Pacers 54 sayı ürettiği periyodun sonuna gelindiğinde 113-76'lık üstünlüğe sahipti ve maçı da 144 - 113'lük skorla kazandı. Totalde 144 üretmeleri de inanılmaz.
Pacers bu performansla kendi tarihinin en iyi çeyreğini oynamış bulundu. NBA tarihinde bir çeyrekte bir takım tarafından üretilmiş en yüksek skor rekorunda dördüncülüğe yerleşti ve en iyi üçüncü çeyrek hücum performansı hususunda da zirveyi paylaştı.
Daha önce Braves ( 58 - 1972-73 ) , Suns ( 57 , 1990-1991 ) , Warriors 57 ( 1988-1989 ) , Celtics ( 54 1969-1970 ) , ve Hawks (54 1969-1970 ) dönemlerinde bu tip birer başarıya imza atmışlardı.
Böyle yüksek skorlu işlerin hep de Nuggets'a denk gelmesi biraz tuhaf değil mi ? Mesela yakın zamanda unutulmaz bir Seattle maçı vardır ( Seattle'ın Thunder olmadan önceki son sezonunda ). Ya da geçtiğimiz sezondan 1-2 alıntı da yapılabilir ufak bir araştırmayla. Her sene böyle bir vukuatları var neredeyse. Zaten George Karl da '' Böyle bir şey bir sezonda 1-2 defa ya olur ya olmaz '' türünde bir açıklama yapmış. Evet her takımın 82 maç oynadığı düşünülürse bu gayet mümkün de , neden her defasında sizi buluyor onu anlayabilmiş değilim.
Yüksek kalitede olmasa da olayı gayet iyi özetleyen bir video düşmüş youtube'a ; buyursunlar efendim :
9 Kasım 2010 Salı
New York'ta beş minare

Öncelikle şunu söylemeliyim ki malesef ülkemizdeki linç kültürü , önyargılı tavır ve çok bilmişlik hız kesmeksizin devam ediyor.
Kimse kusura bakmasın ama sevseniz de sevmeseniz de , bu Mahsun Kırmızıgül iyi mesajlar içeren iyi kalpli işler kovalıyor. Tüm filmlerinde vurgulanan mesaj , kesinlikle hepimizin ihtiyacı olan cinsten.
Dün akşam izleme şansı bulduğum meşhur son yapıtı da aynı amacı taşıyor. Ben sinema eleştirmeni değilim , başarılı ya da başarısız diyecek bilgi ve birikimi kendimde görmüyorum. Nacizane düşüncem , şu filmin taşıdığı mesajların verilme isteğinin dahi takdire şayan olduğudur. Hepsi bu.
Bunun haricinde filmi seyrederken devamlı bir beklenti halinde olduğumu da söylemek durumundayım. Olaylar rutin bir tempoda devam ediyor ve bu da izleyiciyi her an bir şeylerin olabileceği ve o dakikaya kadar oldukça durağan giden filmin bir anda kendini ve senaryosunu kurtaracağı izlenimi uyandırıyor. E tabi bu da tedirgin bir durum.
Bunun sebebinin kurgunun zayıf tutulması olduğunu düşünüyorum. Belki de fazla tepki çekmemek için bunu kasten yapmışlardır , bilemiyorum. Ancak böyle bir potansiyel , bu tip çalışma şartlarında , böyle bir bütçe ayrılmışken ve hepsinden önemlisi bu kadar muhteşem oyuncuyu kapsayan kastla çok daha iyi değerlendirilebilirdi. Ben Mahsun Kırmızıgül olsaydım , bugün bu filmi yeniden sıfırdan çekebilmek için zamanı geri almayı arzuluyor olabilirdim.
Buna rağmen , her ne kadar benim beklediğim düzeyde birbirlerine bağlanabilmiş olmasalar da senaryo bütününün parçaları çok iyi seçilmiş ve her birinin verdiği mesaj eğer alabildiyseniz size bir şeyler katabilecek , bir yanlışın doğrusunu izleyicisine gösterebilecek cinsten. Dünya'daki terörün Amerikalılar ve Yahudiler tarafından yapılıp müslümanların üzerine atılarak oluşturulmuş suni kaosun yarattığı islamofobi olgusunun aslında islamdan bağımsız art niyetli kimselerce yapılmış dini bir saldırı olduğu gerçeği , islamın içinde de onu tam anlamıyla ve layıkıyla yaşayabilen cemaatler olduğu gibi cihat yapmayı dünyada terör estirmekle bir tutan cahil cuhela cemaatlerin de olduğunu ( *** SPOİLER ki bu konuda Hacı Gümüş'le Deccal'ın hapisteki konuşmasının muhteşem olduğunu belirtmek durumundayım. SPOİLER *** ) Doğu'da durmak bilmeyen cehaletin en acı ürünü kan davaları , dini kişiliklere olan önyargılı yaklaşım hususunda sapla samanı ayırıcı detayları ve bunlar gibi içerdiği türlü türlü mesajla insanı derinden etkileyen bir film olmuş New York'ta beş minare. Emeği geçen herkesin ellerine emeklerine sağlık.
Filmdeki karakterlerin gerçekteki kimselerle özdeşleştirilmesini de haksız , adaletsiz ve yersiz buluyorum. Haluk Bilginer'in ustalıkla canlandırdığı hacı karakterinin ithaf edildiği şahıslarla benzer yönleri kadar düpedüz zıt yönleri de var. Tabi yine de filmden '' Amerika'dan gelmek bilmeyen adam aslında iyidir , masumdur ve hepimizin dostluğu , kardeşliği için çalışmaktadır. Asıl korkulması gereken radikal islamcı örgüt ve cemaatlerdir.'' manası da çıkarılmıyor değil.
Öte yandan kulislerde filmdeki vecizelerin ve alıntıların sadece bir kişiden alındığına dair muhabbetler de oldukça taraflı ve yersiz diye düşünüyorum. Biraz algıda seçicilğe yordum ben bu eleştiriyi , neticede Mevlana'sıyla Yunus Emre'siyle Said Nursi'siyle Ömer Hayyam'ıyla komple bir kültürdür islam. Bu isimlerden sadece birini ayıklayıp film senaristlerine Nurcudur , Mevlevidir ya da Alevidir ( adını siz koyun artık ) demek haksızlık olur.
Verdiği mesajların ve kurgusunun haricinde , bir sinema filmi olarak gayet başarılı buldum ben. Oyuncu seçimleri gayet yerinde olmuş. Yabancı oyuncu tercihlerinde en isabetlisi Danny Glover olmuş , onun haricindekilerin pek de rolü yaşadıkları söylenemez. Haluk Bilginer , Salih Kanyon , Zafer Ergin , Hüseyin Avni Danyal dörtlüsü harika. Herhalde daha isabetli bir tercih olamazdı. ( Zafer Ergin'in üzerine de polis rolü yapıştı resmen , yakında teşkilatta üst mertebe bir göreve başlasa İstanbul'u hizaya getirir demedi demeyin .. ) Mahsun Kırmızıgül'ün kamera arkası performansı muhteşem ama oyunculuğu için aynı şeyi söylemek zor. Özellikle bazı sahnelerde fena mimik frikikleri gördüm ama eleştiri diyemem tabi bu söylediklerime. Neticede o sonradan bu sektöre atılıp her biri kendi başına Türk film sektörünün çok ötesine gidebilmiş 3 tane film çekmiş birisi ve bu gerçek hatırlandığında onun için çok başarılı demek işten bile değil.Mustafa Sandal için , eh diyeceğim. Onun da asıl işinin müzik olduğu düşünüldüğünde , çok da sırıttı denemez.
Aksiyon sahneleri muhteşem olmuş. Filmin finali de bir hayli vurucu. Gözlerim dolmadı desem düpedüz yalan olur. Oldukça etkilendim.
Diyeceğim odur ki , Recep İvedik'lerin gişe rekoru kırdığı , Keloğlan Kara Prens'e karşı , Emret komutanım , dünyayı kurtaran adamın oğlu gibi filmlerin cirit attığı bir memlekette herkes bir kere de olsa izlemeli şu filmi.
Ellerine , emeğine sağlık Mahsun Kırmızıgül ve tüm ekibi. Daha iyisi olabilirdi diye iç geçirsem de gayet tatmin ediciydi.
Şike - The Fix

Meraklısına şiddetle önerilir.
Evet bir yerlerde bir şeylerin döndüğünü az çok hepimiz biliyoruz. Hatta bazılarımıza göre bu çok olağan , yerleşik bir durum. Ancak nasıl yürüdüğünü , nereden nasıl organize edildiğini , kısacası detaylarını bilemiyoruz. Ta ki bu kalın ama bir çırpıda bitirilme potansiyeline sahip bu kitabı okuyana dek.
Kitabın yazarı Declan Hill, şayet o akıllara zarar akademik kariyere ve şöhrete sahip olmasaydı ( FIFA yetkililerine konferanslar verebilecek düzeyde biri ) '' Bu adam kafayı yemiş '' der bırakırdım. Ama gerçekten yaptığı araştırma ve bu araştırmaların verilerini edinmek adına yaşadığı dedektifvari tecrübeler ( ki kitabı bitirdikten sonra e-mail üzerinden paslaşma fırsatım da oldu... ) takdire şayan. Ayrıca kitaba da ayrı bir sürükleyicilik katıyor. Bu uğurda özellikle Doğu Asya'da gidip görmediği yer , karışmadığı karanlık ortam kalmamış. Bu tecrübelerini de '' fazla ateşle oynamadan '' üstü örtülü bir şekilde ( mesela gerçek şahısların isimleri yerine kod adlar kullanarak yazmak gibi ) dile getirmiş.
Tıpkı ön tanımıtında da bahsettiği gibi , bu kitabı okuduktan sonra futbola ve hatta genel olarak çok üst düzey kalitede oynanmadığı sürece bir çok spor dalına ilişkin organizasyona ve maçlara ayrı bir gözlükten , şüphe perspektifiyle bakar oluyorsunuz. Paranoyası yoğun arkadaşlara tavsiye etmiyorum bu açıdan. Ama genel olarak öznel yorumdan uzakta , çok kaliteli , profesyonel ve oldukça subjektif bir araştırma olmuş.
Kitapta ifade edilen olay ve durumlar için geçmişte olup bitmiş izlenimine kapılabileceğinizi düşünen yazar , ana vurgu olarak '' değişen hiç bir şey olmadığını '' seçmiş. Bu da kitapta yazıp çizilen şeylerin geçmiş nitelik taşımasından ötede devam eden güncel bir süreç olduğu izlenimine kapılmanızı ve bu izlenimin verdiği merakla kitabı bir çırpıda bitirmenizi sağlıyor.
Ayrıca hakkını da vermek gerek , orijinal adı '' The fix '' olan kitabın Türkçe'ye çevirilmiş hali muazzam kalitede. Gerçekten çok iyi bir çeviri.
NBA'in değinildiği tek bir bölüm var. O da meşhur Tim Donaghy skandalı. Kitapta şikecilerin NBA'e hakemler üzerinden ulaşmaya çalıştıklarına kısaca değinilmiş ve örnek olarak da Donaghy skandalı verilmiş.
Ülkemizden tanıdığımız olay ve şahıslar arasında da yine patlak verip ortaya çıkan 1-2 skandala yer verilmiş. Dünya kupası bölümündeki Gana kısmı da oldukça ilgimi çekti , Fenerbahçe'den tanıdığımız Appiah'a hayranlık duydum.
Değinilecek çok şey var , keza kitap 410 sayfadan oluşuyor.
8 Kasım 2010 Pazartesi
Beşiktaş'ın çocuğu ALLEN IVERSON !
Ben hala inanamıyorum , eğer bu bir rüyaysa biri beni uyandırsın. Değil tuttuğum takımda oynaması , şu adamın benim sık sık geçtiğim pasaport bankosundan geçmesi , yollarını aşındırdığım Atatürk Havalimanında yürümesi bile Jordan-Kobe-Iverson-Carter çılgınlığıyla büyümüş bir jenerasyonun mensubu olarak benim için rüya tadında.
Geçtiğimiz akşam oynanan Kasımpaşa maçını da İnönü'de tribünden seyretmiş ve Beşiktaş taraftarıyla da stad atmosferinde tanışmış Iverson. Eminim etkilenmiştir keza yine yüksek desibelli bir ses yoğunluğu '' Beşiktaş'ın çocuğu Allen Iverson '' diye bağırıyordu :)
Hala içim içime sığmıyor , bakalım daha neler göreceğiz.
Şans bizimle olsun

NBA'de gecenin tahminleri - 8 Kasım

Her neyse , Grizzlies'i analizle derinleştirmek mümkün ancak iki pick için okuyucuyu detaya boğmayacağım. ( Bir an için aklıma ekşi ve inci sözlüğün ortak geyiklerinden özet geç ..ç muhabbeti geldi , sanırım haklılar :) ) Grizzlies de 7 maçta 727 sayı yedi.
Suns'ın oynadığı maçlara bakıldığında , Hawks gibi bir takıma 118 , Spurs gibi bir takıma 110 , Lakers gibi bir takıma 106 , Jazz gibi bir takıma 110 sayı yazdığını görüyoruz. Ne gariptir ki Grizz'le oynadıkları ve uzatmada 123-118 kazandıkları maçın normal süresinde 99 sayı atabilmişler.
Yine de bu Suns'ın hücum potansiyeline ilişkin istatistiklerimizi ve oyun yapılarına ilişkin enformasyonumuzu doğrudan etkilemiyor. Tam aksine her iki veri de vereceğim picki destekliyor.
Suns'ın 6 sayı yiyecek düzeyde underdog olmadığını ve Grizz'i yine yenebileceğini düşünüyorum. Bol skorlu geçmesini beklediğim maçın kanımca eğilimi over ( üst ) tarafındadır. Suns'ın 105 sayıdan fazlasını üretmesi , Grizzlies gibi bir takım karşısında normal bir performansla bile işten bile değil. Umarım şansımız da yaver gider.
Pick : Suns over 105 sayı
Stake : 3/3
Pick : Suns +5
Stake : 2/3
Ayrıca pick olarak önermesem de bu gece underdog kokusu alıyorum , ufaktan çıtlatayım. Nuggets , Warriors , Celtics ve Hawks birer sürprize imza atabilirler. Özellikle dün gece ilk defa kaybeden Hawks'ın , ikinci defa peşpeşe kaybedip yükselişini kırdırmaya niyeti olduğunu düşünmüyorum. 4.70 oran şahane , denemeye değer. Doğu'da derbi niteliği taşıyan maçta Hawks handikabı da önerilebilir.
Herkese keyifli bir NBA gecesi diliyorum.
Ayıp yahu ...

NBA'de 7 Kasım'ın ardından
7 Kasım 2010 Pazar
NBA'de gecenin tahminleri - 7 Kasım


Minnesota Timberwolves @ Houston Rockets
Rockets'te Brooks bu gece sahada olmayacak. Ming dün gece dinlendirildi ve bu gece yeniden sahada olacak. Lowry hala sakat.
Bu durumda skor opsiyonu olarak direk göze çarpan isimler arka alanda Kevin Martin ve ön alanda Luis Scola ve Yao Ming oluyor. Ming hala toparlanamamış durumda. Arjantinli yıldız Scola ise NBA'de git gide yükselen grafiğini bu sezon itibarıyle daha da üst düzeye taşıyacağının sinyallerini ülkemizde düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonasında ( Onunla Kayseri Hilton'da kısa bir süreliğine karşılaştığımda yaşadığım heyecan kelimeler sığmaz ... )göstermişti ve bildiğiniz üzere NBA'e de muhteşem bir başlangıç yaptı. An itibarıyle 23 sayı ortalamasıyla Rockets'in uzun rotasyonunda liderliğini üstleniyor.
Diğer tarafta bu geceki match-up'ı Kevin Love ise yeni oyun sistemini oturtup rotasyona yaymaya çalışan Wolves'da 17 sayı ortalamasıyla boyalı alandaki yerini sağlamlaştırmayı hedefliyor.
Beni bu tahmini seçmeye iten etken , Rockets'teki eksikler , Scola'nın formu , ya da ev sahibi avantajından ziyade , Scola'nın Avrupa basketbolu havası solumuş , orta mesafe şut tehdidi olan bir uzun olması. Keza bu gibi oyuncular , sadece boyalı alanda yaptıkları hareketlerle değil ,aynı zamanda alanın dışındaki birebirlerle ve şutlarla da ekstradan skor üretebiliyorlar. Bu durumda set hücumu haricinde hızlı gelişen ataklarda da skor üretme şansı elde ediyorlar. Wolves gibi hızlı bir takıma karşı , an itibarıyle %53 şut yüzdesiyle takımın liderliğini üstlenen Scola'ya bol bol şut ve basket imkanı doğuyor haliyle. Değerlendirebilirse , Warriors maçındaki 36-16'lık performansa yakın bir şeyler yapabilir diye düşünüyorum.
Ortalamaların da desteklediği tahminim Scola'nın Love'dan 2 basket daha fazla atabileceği yönünde.
Pick : Luis Scola -3.5 sayı vs. Kevin Love
Stake : 2/3
Herkese keyifli bir NBA gecesi ve iyi bir hafta diliyorum.
6 Kasım bilançosu
6 Kasım 2010 Cumartesi
6 Kasım tahminleri - Ekleme
Clippers maçıyla ilgili Clippers handikabı yönünde görüş bildirmiştik. Şimdi fark ettim ve inceledim , ilk yarı handikabı daha bir avantajlı gibi. Jazz'in 7 sayı fark atması gerek , ki bunu bu sezon oynadıkları 5 maçta 2 defa başarmışlar. Clippers ise hiç bir maçta ilk yarıdan bu kadar fark yememiş.11'de 9 gibi bir istatistik var elimizde geride kalan maçlarda. Jazz'ın iyi başlaması durumunda ikinci çeyrek totalini Clippers önde kapatabilir bir ritüel olarak. İlk çeyrek kafa kafayaysa şayet , ikinci çeyrekte 7 sayı gibi bir fark gerekir.
Dün gece Warriors'a dökülen Jazz'e bu konuda da pek güvendiğimi söyleyemem. İbre bu yönde de Clippers yönünde diye düşünüyorum. Tabi bu biraz da Millsapp - Jefferson ikilisiyle Kaman-Griffin ikilisi arasında hangi tarafın daha erken faül alıp kenara geleceğiyle ilintili. Bunu bilmek için kahin olmak bile yetmeyebilir.
Pick : Clippers +6 ilk yarı
Stake : 2/3
NBA'de gecenin tahminleri ( 6 Kasım 2010 )

Cleveland Cavaliers @ Washington Wizards
Wizards'ta geçtiğimiz sezondan bugüne gözle görülür en büyük fark John Wall. Genç çaylak daha ilk sezonundan takıma büyük uyum sağladı ve ortaya koyduğu üst düzey performansla bir anda Wizards'ın zirvesindeki isim haline geldi. Öyle ki tabanca skandalından önce Wizards'tan ötede tüm NBA'de ibretlik bir kahraman olarak bilinen Gilbert Arenas bile onun için '' O batman , ben Robin'im '' diyebiliyor. Wall beklenenin çok üzerinde bir performans gösteriyor ve lige çok çabuk uyum sağladı. Süperstar kalibresinde gerçek bir oyun kurucu draft etmenin ne muhteşem bir şey olduğunu hatırladığımda Wizards'ın geleceği adına (herhangi bir sakatlık vs. olmadığı sürece) ümit verici şeyler söyleyebileceğimi hissediyorum. Bugün Bulls'dan Rose'u çıkardığınızı düşünün mesela , ya da Jennings'in olmadığı bir Bucks'ın ne denli eksileceğini ...
Bunun haricinde back up guard olarak Hinrich'in katılması ekstradan sayılabilir. Gelişim anlamında en güzel şey ise Blatche , McGee gibi uzunların her geçen gün daha etkili olmaları.
Cavs cephesinde ise Lebron'un gidişinin şoku atlatılmış gibi gözüküyor. Lebron'un varlığında dahi bir takım olarak oynayabilmeyi başarmış isimlerden kurulu bir kadro olmaları onlara Lebron'un yokluğunda büyük avantaj sağlıyor. Takımda net olarak sivrilen bir isim olmamakla birlikte her maçın her farklı anında başka bir isim ön plana çıkıyor. Demem o ki her ne kadar gövdeden büyük bir parça kopmuş olsa bile kanatlar hala sağlam ve kenetlenerek çırpılmaya devam ediyorlar. Yine Lebron zamanında Lebron'un varlığına rağmen Boston , Los Angeles Lakers gibi takımları savunmayla yenebileceklerinin bilincinde geliştirdikleri savunma anlayışı bugün daha ön plana çıkmış durumda. Savunmadan kazanamayacakları bilinci yeni koç Scott'la da devam ediyor.
Tek tatsız durum , zamanında bugünkü rakipleri Wizards'ta fırtınalar estiren , Mavericks'te en iyi 6.adam olmayı başarmış Jamison'un bugün değerinden çok uzaklarda bir yerlerde , bench'te havlu sallıyor olması. ( Hatta havlu bile sallamıyor ) Onu ya yeniden takıma adapte edecekler ya da takas edecekler. Hickson - Varejao ikilisinin uyumu ve Jamison'un durumu gözönüne alındığında takas daha muhtemel gözüküyor.
Cavs dün gece 3 maçlık mağlubiyet serisine dur dedi ve Sixers deplasmanından galibiyetle döndü. Bugünün cumartesi olması ve wizards'ın iç saha takımı olması dışında Cavs'ı maçın 5 sayı gerisindeki bir underdog olarak gördüğümü söyleyemem. İçeriye gayet iyi gömülüyorlar , alan savunmaları oldukça etkili ve Varejao-Hickson ikilisiyle Wizards uzunlarını gayet iyi zorlayabilirler. Bu durumda Wizards kısalarına alan savunması dışında kalan uzak mesafelerden şut imkanı doğacaktır. Yüksek bir yüzde yakalayamazlarsa skor anlamında sıkışabilirler. Cavs'ı maçtan ötede galibiyete ortak görüyorum , iki handikaptan Cavs tarafından olanı tercih edeceğim.Pick : Cavaliers +4.5
Güven : 2/3
Los Angeles Clippers @ Utah Jazz
Clippers için bu sezon bıçağın kemiğe dayandığı sezon diyebiliriz. Değil LA'ın birinci takımı olmak , NBA'de dahi yıllar yılı tutunamayan bu takımın kadrosunda artık Davis-Gordon-Kaman-Griffin dörtlüsü var ve bu dört isim Clippers'ı hiç olmazsa 1 seviye yukarı taşıyacak potansiyele sahip. Özellikle Griffin'in etkili başlangıcı Clippers için yeni bir mücadele ufku açmak konusunda tetikleyici etken konumunda.
Sezon başlarında booker'ların acaip oranlar açtıklarına şahit oluruz. Örneğin geçen geceki Lakers @ Kings maçında Lakers'a verilen -5 handikabına hala inanabilmiş değilim. Aynı Kings'i bu gece Memphis karşısında aynı handikapla çıkardıklarını da söylersem herhalde durumdaki tuhaflık ortaya çıkar. Lakers'ın hakkı 8 civarındaydı o gece.
Bu geceye dönersek , Jazz'ın sanırım geçen seneki verileri de göz önünde bulundurulmuş bu oran verilirken.
Jazz ve Suns'a - handikap oynarken dikkat edin , ve tabii ki Cavaliers'a. Keza onlar artık ( Bildiğimiz Jazz - Boozer ) , ( Bildiğimiz Suns - Amare ) , ( Bildiğimiz Cavaliers - Lebron ) şeklindeler ve eksinin sağ tarafındaki isimler , bildiğimiz kısmına doğrudan etki eden şeyler. Dolayısıyla artık kimse Jazz'den play-off'larda Spurs'ü , Lakers'ı ya da Mavericks'i elemelerini beklemiyor. Bu Boozer varken bile zor bir ihtimaldi.
Jefferson - Millsapp ikilisi elbette harika , ama kanımca bir gömlek aşağıya düşen Jazz'ın aynı kalibreye yeniden ulaşabilmesi için bu kombinasyona alışması gerek.
Sezona 2-3'le başladılar. Golden State , Phoenix ve Denver üçlüsüne kaybederken ( ki bu onların fast ball oynayan takımlara karşı zorlandıklarına açık bir işaret ) Thunder'ı ve Toronto'yu yenmeyi başardılar.
Clippers ise sezona 1-5'le başladı ve ligin en kötü hücum eden takımı bayrağını geçen yılkı Nets'ten teslim almış durumdalar. Koç Del Negro 1-2 maç önce duruma el koydu ve öncesine nispeten daha etkili hücum etmeye başladılar. Enteresandır ki onlar da yegane galibiyeti Thunder'a karşı aldılar.
Her neyse , her iki takıma da çok güvenim yok. O yüzden picki şu ya da bu veriye dayanarak veriyorum demeyeceğim. Ancak dün gece Warriors'a karşı 78 sayı üretip yenilen Jazz'e , değil Clippers , herhangi başka bir takım karşısında bile -12 handikap önerebilecek kadar güvenmiyorum. Kaldı ki Clippers'ın çıkışa ihtiyacı var ve teknik anlamda pota altında devlerin kapışmasını izliyor olacağız. Al Jefferson ve Paul Millsap - Chris Kaman - Blake Griffin ikilisini ağırlayacak.
Clippers'da formsuz Davis'in sakatlığı var ancak çaylak Bledsoe'nun etkili performansı bu eksiği kapatabilecek gibi gözüküyor.
Clippers 12 fark yemez demeyeyim de , Jazz 12 fark atamaz şeklinde söyleyeyim. İbrem bu tarafta şahsen.Pick : Clippers +11.5
Güven : 2/3
Memphis Grizzlies @ Sacramento Kings
Kings'e duyulan güvene akıl sır erdirebilmiş değilim. Bu takımda hiç , ama hiç bir şey yok be kardeşim. Sezona fikstürün de avantajıyla 3-2 başlamış olabilirler. Ama bu onların Evans ve Cousins dışında kötü bir takım oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Uzun uzadıya teknik detaya girmeyeceğim. Grizzlies galibiyeti beni çok şaşırtmaz. Dün gece Suns'a karşı direkten dönen Grizz için bu deplasman galibiyeti ilaç mahiyetinde olacaktır. Kings'in ev sahibi olması dışında bence maçın favorisi Grizzlies'tir. Mayo-Gay-Randolph-Gasol dörtlüsüne diğer oyuncular da entegre olmaya başladılar ve Grizz'de işler nispeten daha iyiye gidiyor. Kings de iyi başlangıcı sürdürmek adına savaşacaktır. Çok farklı bir maç beklemiyorum. Underdog takımın handikabından yanayım.Pick : Grizzlies +5.5
Güven : 2/3
Teknik analiz ve yorum yapmayı seviyorum ama acil çıkmam gerek; vakit bulursam detaylandıracağım. Şimdilik kısa kısa geçtim affola :
New Orleans Hornets @ Milwaukee Bucks
Dün gece Miami'yi bertaraf eden Hornets'in 1 ve 5 numaralarda rahat üstünlük kurabileceği ( ki basketbolda en kritik bölgelerdir ) bir Bucks'tan 4 fark yemeyi bırakın galibiyet koparabileceğini düşünüyorum. Gayet iyi bir momentum yakaladılar ve gittiği yere kadar yükselişleri sürecektir diye düşünüyorum.Pick : Hornets + 3.5
Güven : 2/3
New Jersey Nets @ Miami Heat
Bkz.son maçHeat 129 atmıştı sanırım.(edit = minnesota maçıymış o , son maç 101-78 bitmiş )
Heat'in skor gücü tartışılmaz. Nets'e yine 100-105 üzeri bir sayı atmamak için hiç bir sebep yok. Sırf big three'leriyle bile 100 sayı üretebilecek potansiyele sahipler.
Beni bu picke iten şey ise Nets'in geçen seneye nazaran gösterdiği ofansif gelişim. Nets için artık 88 sayı üzerinde atmak ya da maç kazanmak olağanüstü bir şey değil. Cumartesi gecesi iç sahasında Heat 105'lerin ve hatta ötesinin üstüne çıkıp taraftarına Nets gibi bir zayıf halka üzerinden şov yapabilir. Nets de 88'in üzerine çıkabilir diye düşünüyorum.Pick : Over 188
Güven : 3/3
Pick : Heat over 103
Güven : 3/3
Houston Rockets @ San Antonio Spurs
İki takım için de savunma takımı diyebilirim. Barem bana çok yüksek geldi. Under seçeneği gayet yakın duruyor.Pick : Under 210.5
Güven : 2/3
Yine , yeni , yeniden ...

Bundan 8 ay kadar önce , 4 Mart 2010 günü tatil için dünyanın neredeyse öbür ucuna gitmeden önce , '' Sanırım yazmanın hakkını veremiyorum '' ve '' Korkarım verdiğim emeğe değmiyor '' düşünceleriyle blog yazmaya bir süreliğine ara verme kararı almış , sonrasında da dürüstçe itiraf etmeliyim ki bundan tamamıyle soğumuştum.
Yazmak , en büyük hobilerimden biri. En basit yazımda dahi her detaya sonuna kadar dikkat edip iyi bir iş çıkarmaya gayret ediyorum. Beni yakınen tanıyanlar bilirler ; bir SMS mesajım dahi neredeyse nizami ölçülerle yazılmış bir metinden oluşur.
İş bu sebepten olsa gerek ; günübirlik , gelip geçici yazılar yazıyor olmaktan nispeten rahatsız oldum. Bugüne dek yazıp çizdiğimiz dijital ya da ilkel çok platform oldu. En çok içime sineni , ve haliyle en çok özlediğim itiraf etmeliyim ki dergi tecrübemdi. Hala da en büyük arzum , kalıcı nitelik taşıyan bir şeyler yazabilmek. Bu yüzden blog olayı , arzu ettiğim düzeyde sarmadı beni. Bu da 8 aylık bir ayrılığa sebep oldu.
***
Yeni sezonun da başlamasıyla birlikte , NBA sever dostlardan ardı ardına pozitif tepkiler almak , ne zaman yeniden yazacağıma dair sorular duymak beni çok mutlu etti. Tüm blog ahalisi huzurunda hepsine teşekkür ediyorum.
Geride bıraktığım satırlardan bana kalan en değerli ve büyük ödül buydu. Takdir görmek muazzam bir duygu.
Sırf bunun için dahi yazmaya değer.
Blog basketbol ve basketbol dışı konularla bugünden itibaren güncellenmeye devam edecek.
21numara.org geri döndü.
Güzel bir sezon ve mutlu bir bayram geçirmeniz dileğiyle.
Ahmet Melik SUBAŞI