18 Aralık 2011 Pazar

Zar düşeş ( Baron Davis Knicks'te )


Sezonun start almasına on günden az bir süre kalmışken, ajanslara transer haberleri tüm hızıyla düşmeye devam ediyor. Son iki gün içerisinde Troy Murphy'nin Lakers'la anlaşmasıyla birlikte ''Hadi bakalım'' dedirten bir diğer hamle de Knicks'ten geldi. D'Antoni ve ekibinin son hamlesi, Cleveland Cavs'in Amnesty Clause kullanarak serbest bıraktığı Baron Davis oldu.

Davis'i '' Cavs'in bıraktığı Davis '' olarak hatırlamakla, '' Knicks'in anlaştığı Davis '' olarak hatırlamak arasında ciddi bir fark var. Bana gece gece bu yazıyı yazdıran şey de bu fark oldu.

Davis'in ona sezonun ilk iki aylık kısmına malolacak bir sırt sakatlığı var. Dolayısıyla Knicks için şimdilik bir çoğumuza ''vay be'' dedirten Davis-Fields-Melo-Amare-Chandler beşinden söz etmek mümkün değil. Zaten 32 yaşındaki Davis'in nasıl bir dönüş yapacağı da şimdilik muamma. Biz bu kafa bandı takan sakallı adamı AK47'nin üzerinden yaptığı inanılmaz smaçla ya da 8.sıradan play-off'a girip 1.sıradan katılan Mavs'i eleyen kadronun lider ismi oluşuyla tanıyor olabiliriz ancak köprünün altından çok sular aktı.

Ancak bilinen bir diğer gerçek de şu ki Davis'in bir süredir devam eden bir motivasyon sıkıntısı vardı. Bireysel anlamda muhteşem işler başarabilecek bir potansiyelin ona arzu ettiği patlamayı yaptıracak takıma isabet etmeyip yıllar geçip gittikçe iddiasız takımlarda heba olması kolay kabul edilebilir bir şey değil. Bu motivasyon sıkıntısını aşabilmek adına iddialı sayılabilecek bir takıma biraz şansla ve kendisine talip olan takımlar içerisinde bir tercih yaparak geldi.(Bir yıl için 2.5 milyon USD civarı bir ücrete imza attı ancak Cavs'ten amnesty clause gereği alacağı yığınla para var...) Dahası, az önce de belirttiğim gibi o artık 32 yaşında ve dişe dokunur bir başarı kazanabilmek adına önünde pek uzun bir zaman dilimi olduğu söylenemez.


Carmelo Anthony ve Amar'e Stuodemire isimlerini peşpeşe telaffuz etsem, herhalde bir çoğunuzun aklına gelen kavramların başlıcası ''Patlayıcı'' olur. Her iki oyuncuyu da birer Hall Of Fame yapabilecek çok üst düzey yetenekleri mevcut ama patlayıcılık itibarıyle ligde elle gösterilen oyuncuların başında geliyorlar. Aralarına sonradan katılan Chandler'ın da bu konuda fena olduğu söylenemez. Knicks olarak kaşla göz arasında muazzam bir ön alan kurdular. D'Antoni'nin hücuma yönelik oyun sisteminin gerektirdiği fiziksel yeterlilik,patlayıcılık,sürat,dayanıklılık gibi öğeler düşünüldüğünde son 1 yılda yaptıkları hamleleri takdir etmemek elde değil.(Ben hala W.Chandler'ı kaybettiklerine yanmıyor değilim Knicks adına ya, neyse...) Lafı şuna getirmeye çalışıyorum ; Böyle bir oyun yapısına uygun, hem oyun kurucu hem skorer guard oynayabilecek, takıma mental ve fizik olarak bu derece uygun olup bu denli ucuza kapatabilecekleri bir başka oyuncu daha var mı bilemiyorum. Bana sorarsanız, çok ama çok akıllıca bir hamle oldu. Tutmazsa Bibby ve çok güvendikleri Douglas'la devam edecekler. İkisi de şampiyon takımın guard'ı sıfatından çok uzak gibi görünse de Knicks'i tatmin yetmeye yetebilecek tipte oyuncular. Ha ama tutarsa, işte o zaman yukarıda zikrettiğim Davis-Melo-Amar'e-Chandler dörtlüsünden bahsedebiliriz.


Ben şahsen savunma perspektifli düşünen biri olduğum için (ve genelde bu tez haklı çıktığı için) D'Antoni'nin çalıştırdığı bir takımın dörtlüsü Wade-Lebron-Amar'e-Howard bile olsa gönül rahatlığıyla ''Kesin şampiyon olur'' diyemem.(Yuh,biliyorum abarttım ancak bazen düşünceyi anlatabilmek için tek bir mübalağa satırlarca cümleden daha ziyade kafi gelebiliyor.) Bu açıdan Knicks adına çok da ümitli değilim. Ancak NBA adına ve New York şehri adına hayli ümitliyim. Keza basketbolun ötesinde bir görsel şov olan NBA'de ve şehir ve taraftar bazlı düşünüldüğünde New York'ta göze hoş gelen,hızlı,şova yönelik basketbol en az şampiyonluk kadar tatmin verip rağbet görüyor. Belki müzeye götürebilecek bir kupa vermiyorlar ancak olaya bu derece duygusal yaklaşılan bir takımda ve şehirde bu tip bir dinamizm soyut bir başarı olarak addedilebiliyor.


Davis'in sağlıklı dönüşü, tüm NBA'e çok şey katar bu açıdan. Belki onlar kadar başarıya yakın olmazlar ancak eminim ki hepimiz Knicks maçlarını Heat,Lakers,Celtics gibi takımların maçlarını bekler gibi bekleriz, keyifle de seyrederiz. Çok da enteresan skorlara,olaylara,zaferlere ve hezimetlere de gebedir, söylemedi demeyin.


Bu açıdan kabasakal'ın iyileşmiş ve formda olarak dönüşünü,şahsen iple çekiyorum. Form düzeyi iyi seviyede olan Davis-Melo-Amar'e-Chandler dörtlüsünden oluşacak çetenin NBA'in başına ne gibi belalar açıp ne gibi sürprizler yapacaklarını çok merak ediyorum. Davis-Melo-Amar'e-Chandler dörtlüsünün ortak yönleri ve bu ortak yönlerin D'Antoni'nin hızlı oyun sistemiyle olan paralelliğini düşündüğümde jeneriklik bir çok şey tahayyül edebiliyorum. Bu adamların her biri çok atletik, hepsinin gözü çok kara, patlayıcılık konusunda çılgınlık düzeyindeler ve tamamen saldırmaya yönelik bir oyun sisteminin birer parçası olacaklar. Üstelik New York gibi bir şehrin takımında! Bilmem anlatabiliyor muyum?


B-Diddy için Knicks çok ama çok iyi bir fırsat. Ümit ediyorum sakatlığını bütünüyle halledip sağlıklı bir şekilde parkelere döner ve kafasını tamamıyle oyuna vererek burada bahsettiğim muhteşem ihtimali gerçeğe dönüştürür. Elbette eskisi gibi 40 dakika sahada kalıp tek başına ortalığın tozunu atmasını bekliyor değilim ama zaten buna ihtiyacı da yok keza sahada Melo-Amare-Chandler gibi skor opsiyonları var, hafifleyen yükü ve artan motivasyonuyla sınırlı sürede bile bizleri yerlerimizden hoplatabilir.

Knicks'in başarısı ya da başarısızlığı adına yorum yapmayacağım ama seyir zevki açısından ümit ediyorum tutar bu deneme.

Hiç yorum yok: