22 Ağustos 2009 Cumartesi

Iverson Bobcats'te




Yılan hikayesine dönen iş neticeleniyor gibi.


Aylardır düştüğü tüm rezil hale rağmen burnundan kıl aldırmayıp hala '' İlk 5 çıkma '' , '' İdmanlara gelmemekte maksimum kararlılık '' , '' Bol bol şut atma '' gibi kaprisleri yüzünden acınacak hale gelen Iverson , layık olabileceği bir yere , Bobcats'e gidiyor.


Taraflar büyük ihtimalle anlaştılar. Jordan'ın yöneticiliğini yaptığı , Larry Brown'un koçluğunu yaptığı ( ki AI'la beraber çalışmışlıkları var Sixers günlerinden ... ) Bobcats Iverson'a kapılarını açtı diyebiliriz.


Detaylardan bihaberim , zaten kesin de değil olay ama oldu gibi artık.


Grizzlies ya da Bobcats'e gideceğini düşünüyordum şahsen. Keza iki takım da konferanslarında dipte yer alıyorlar , ne veteranlarla dolu kaliteli ve üst sıralara oynayabilecek bir kadroları var ne de gençlerle donatılmış rebuilding esaslı geleceğe dönük bir kadroları... Her iki takım da karman çorman yapısıyla ( ki Grizzlies yönetiminin takas hamlelerinde başarılması çok güç işler yaptığını hepimiz biliyoruz ! Son bomba transferleri (!!!) Zach Randolph'tü hatırlarsanız. Bence Stephon Marbury'i de alsınlar , eminim her gecenin sabahında tüm gazeteler onları yazacak , her türlü bahse varım bu konuda ! ) Iverson'un katlanılamaz kaprislerine ciddi ölçüde esneklik sağlayabilecek konumdalar.


Şu adama Clippers bile fazlaydı , keza Clips'ten umudum var ama Grizzlies'ten ve Bobcats'ten pek yok.


İyi oldu vesselam. Bol bol bilet satarlar , AI kariyerinin son demlerinde son tatminlerini yaşar , belki de Chandler , Bell , Felton , Wallace gibi isimlerle play-off'un son biletini kapıp Carolina sokaklarında zafer turları atarlar. Falan filan işte.


Bobcats cephesine bu transfer daha çok bilet satışı ve daha renkli , daha kozmopolit bir takım olarak yansıyacak gibi gözüküyor. Ayrıca saf bir skorere gerçekten ihtiyaçları vardı. Herhangi bir takımda görev adamı rolünü üstlenebilecek bir G-Wallace geçen sezon bu takımın skoreriydi hatırlarsanız. Şimdi herkes biraz daha kendi rolüne odaklanabilecek , keza saçma sapan bir adam haline gelmiş olsa da ellerinde canı istediğinde durdurulamaz bir skorer var olacak. Tamam biraz başına buyruk , tamam 35'ine dayandı ancak bu adamın halihazırda bir geçmişi , bir ıspat etmişliği var. Her neyse , topun birinci derecede sorumluluğunu alabilecek bir cengaveri var artık Bobcats'in.


Iverson cephesinde ise her şey güllük gülistanlık olmalı. Pistons'un kendisine çok uzak gelen savunma bazlı sisteminin baskısı , disiplinize takımların idman temposu , arka planda kalma veya benchten gelme gibi zırvalar yok artık onun için. Philly günlerindeki gibi , kendini kral ilan edebileceği , basın toplantılarında ağlamayacağı ve hatta idmanlarla dalga geçebileceği bir takıma geldi. Kontrat detayını bilemiyorum , ancak 1 yıllık falan olsa gerek. 2 ve üzeri yılı kapsıyorsa Bobcats'in de Grizzlies'ten aşağı kalır bir yönü yok demektir.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Bilader Iverson yıllardır bu işi severek ve fedakarlık yaparak yaptı.Evet topla oynamayı seviyor ama bu onu küçük düşürücü bir hale sokmaz.Basın toplantısında ağlaması ise bu işi ne kadar sevdiğinin bir kanıtıdır amk...

# 21 dedi ki...

Pozitif bir açıdan bakıldığında haklı olabilirsin ancak ben artık AI'a pozitif bir açıdan bakabildiğimi söyleyemeyeceğim.

Bu işi dediğin kadar seviyor olsaydı , düştüğü şu halin ardından az biraz olsun alçakgönüllük yapardı.

Ağlıyor sızlıyor ama kuyruk hala tava sapı gibi dik adamda.

Yıllardır diye söze başlarsak , evet doğrudur , bir zamanlar her şeye rağmen NBA'in en yürekli oyuncusuydu. Ama senin tabirinle küçük düşürücü bir hale sokuldu , bunu da alelade kendisi yaptı.

Kevin Garnett , Ray Allen , Pau Gasol gibi oyuncular oyunu takım içinde kendilerine biçilecek görevi üstlenerek layıkıyle oynayıp kazanmayı tek bir takımda maç başına 25-30 atmaya tercih ettiler ve hepsinin parmağında birer yüzük var şu an.

Iverson böyle bir düzenin , disiplinin içine sokulup verimli bir şekilde kullanılabilecek ve zafer getirebilecek bir oyuncu değil.

Yani basketbolun temel çerçevesinin dışında , dünyanın kendisinin etrafında döndüğü bir oyuncu.

İşte bu yüzden bir türlü kanım ısınmıyor bu adama.

Bu bir takım oyunu , bu denli bireysel düşünemezsiniz.